Türkiye'de Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon'un Tarihçesi

Fizik tedavi, fizik vasıtaların romatizmal hastalıkların tedavisi amacı ile kullanılmasını tanımlar. Fiziksel tıbbın geçmişi, çeşitli fiziksel ajanların faydalı etkilerinin fark edildiği eski çağlara kadar uzanır. İlk çağlarda Çin’de ve Hindistan’da kas ve eklem ağrıları için tedavi egzersizleri olarak kabul edebileceğimiz bazı hareketler yapılmaktaydı. Eski Yunan’da mabetlerin yanında “gymnasium” denilen salonlarda sağlığın devamı veya yeniden kazanılması için değişik türde egzersizler uygulanmaktaydı. Binlerce yıl önce torpido balığının saldığı statik elektrik tedavi amacı ile kullanılmaktaydı. Türkiye’de fizik araçların tanı ve tedavide kullanılmaya başlanması ondokuzuncu yüzyılın sonlarına rastlamaktadır. 1898’de Askeri Tıbbiye-i Şahane’den mezun olan doktorlar ilk elektrodiagnoz, elektroterapi ve masaj ihtisasını Topkapı Sarayı içinde kurulan Gülhane Seririyatı Klinikleri’nde yapmışlardır. Meşrutiyet’in ilanında sonra ise çeşitli değerli Türk Hekimleri Almanya’ya gönderilerek eğitilmiş ve günümüzdeki modern fizik tedavinin temelleri atılmıştır. Giderek sayıları artan uzman hekimler, Gülhane’den sonra Bursa, İstanbul, Ankara, İzmir’de üniversitelerde ve devlet hastanelerinde bu branşın uygulayıcıları olmuşlardır. Askeriye dışında ilk fizik tedavi şubesi, Osman Cevdet Çubukçu hoca tarafından İstanbul Üniversitesi bünyesinde kurulmuştur. Osman Cevdet Çubukçu’nun önderliğini yaptığı fizik tedavi grubu, Ankara’da Nüshet Şakir Dirisu ve İstanbul’da da İsmet Çetinyalçın Türkiye’de ilk olarak bilimsel romatoloji uygulamalarına başlayan kişiler olmuşlardır.
Başından beri fizik araçlar Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon (FTR) uzmanı hekimlerin koyduğu endikasyonlarda ve onların kontrolünde uygulana gelmiştir. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de fizik tedavi giderek gelişen bir branş olmuştur ve günümüzde 2000’nin üzerinde uzman sayısı ile tüm Türkiye sathında dejeneratif ve romatizmal hastalıkların tedavi ve rehabilitasyon alanlarında hizmet vermeye devam etmektedir.
Rehabilitasyon, fizyolojik ya da anatomik yetersizliği ve çevreye uyumsuzluğu olan kişinin, arzularına ve yaşam planına uygun olarak fiziksel, ruhsal, toplumsal, mesleki, özel uğraşı ve eğitsel potansiyelini en üst düzeye çıkarmaktır. Tıbbi Rehabilitasyon çalışmaları ise sakatlıkların, sosyal ve ekonomik sorunların yoğun olarak arttığı Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra kısmen, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra daha ciddi ve yaygın bir şekilde başlamış ve giderek rehabilitasyon kavramı yerleşmiştir. Yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde “fizik tedavi” olarak başlayan, daha sonra “Fiziksel Tıp” denilen bu bilim dalına yüzyılın ikinci yarısında “rehabilitasyon” eklenerek “Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon” adı verilmiştir.

Türkiye’de Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Hekiminin Tanımı, Görev ve Amaçları
Türk FTR hekimlerinin ana uğraşı alanları romatizmal hastalıkların tanı ve tedavisi ve kas-iskelet sistemi bozukluklarının rehabilitasyonudur. Bu özellikleri ile diğer birçok ülkede aynı unvanı taşıyan meslektaşlarından biraz farklı bir çizgidedirler. Öyle ki, rehabilitasyon kavramı ile tüm branşlara ait kas-iskelet sistemi sorunları çalışma alanımıza girerken, romatizmal hastalıklar veya romatoloji söz konusu olduğunda, ülkemizdeki FTR hekimleri, tanı ve tedavinin tüm aşamalarında aktif bir rol oynarlar. Bu nedenle Türk FTR hekimleri, ülkemizde uygulama alanına sahip olduğundan, yoğun bir romatizmal hastalıklar eğitimi alırlar. Yan dalımız olan romatolojinin bazı ülkelerde bir ana dal haline getirilmesi romatoloji ve rehabilitasyon uygulamalarının fiilen ayrılmasına yol açmış olsa da genellikle kronik bir gidiş sergileyen ve ömür boyu rehabilitasyon gereksinimi duyan hastalarda bu iki kavram ayrı düşünülemez. Romatizmal hastalıkların tanı ve tedavisinde görmekte olduğumuz gelişmeler birçok branştan hekimin dikkatini ve ilgisini romatizmal hastalıklara çekmekle birlikte bu grup hastalıkların tedavisini sadece ilaç tedavisi ile sınırlamanın doğru olmayacağı da açıktır. Fiziksel tedavi yöntemleri de (egzersiz, fizik tedavi ajanları..vb) tedavinin önemli bir komponentini oluştururlar. Dolayısıyla Türk FTR hekimleri, tüm ilaç tedavileri yanında hastalarına fiziksel tedavi yöntemlerini de sunan, aynı zamanda onları rehabilite ederek yaşam kalitelerini yükseltmeyi amaçlayan ve böylece kas- iskelet sistemi tutulumlarına tüm sebep ve sonuçları ile bir bütün olarak yaklaşan yegâne hekim grubudur. Ülkemizde romatizmal hastalık kavramının yerleşmesinde geçmişte en önemli rolü oynadıkları gibi günümüzde de Türkiye'nin her yöresinde romatizmal hastalıkların tanı ve tedavisinde en etkin rolü oynamaya devam etmektedirler.
Branşımızın derneklerinden biri olan Türkiye Romatizma Araştırma ve Savaş Derneği (TRASD), Prof. Dr. Nüzhet Şakir Dirisu hocanın önderliğinde 1947 yılında kurulmuştur. Aynı sene faaliyete geçen Avrupa Romatizma Birliği’ne (EULAR) Türkiye’yi romatizmal hastalıklar konusunda bilimsel olarak temsil edecek dernek sıfatıyla üye olunmuştur. TRASD kamu yararına bir dernek olup, kuruluş amacı, romatizmal hastalıklar konusunda toplumu bilgilendirmek, bilimsel araştırmaları desteklemek, mezuniyet sonrası eğitimi desteklemek amacıyla kurs, kongre ve sempozyumlar düzenlemektir. Derneğin ilk uluslararası aktivitesi 1959 yılında İstanbul'da düzenlenen EULAR kongresidir. 1962 yılında Romatoloji kavramı ilk kez uzmanlık tüzüğüne girmiş, hem fizik tedavi hem iç hastalıklarının yan dalı olarak kabul edilmiştir. Derneğimiz romatizmal hastalıklarla ilgili her yıl sempozyum ve kongreler düzenlemektedir. Ayrıca her yıl düzenli olarak EULAR genel kuruluna ve epidemiyoloji, eğitim, klinik ilaç araştırmaları ile ilgili çalışma gruplarına delege gönderilmektedir. Dernek bünyesinde ulusal çalışma grupları oluşturulmuştur. Romatoid Artrit ve Spondiloartropati çalışma gruplarının aktiviteleri devam ederken, Osteoartrit ve Fibromiyalji çalışma grupları henüz kurulum aşamasındadır.