Parkinson Hastalığının Temel Özellikleri

Dr. Cem DÖNMEZ
Nöroloji Uzmanı

İlk kez 1817’de James Parkinson tarafından titrek felç adıyla tanımlanmıştır. Günümüzde ise gerçek bir felç özelliği taşımadığından ötürü hastalığı bulan kişinin adıyla anılmaktadır.

Hastalığın temel belirtisi hareketlerin yavaşlamasıdır.
Bu belirtiye titreme, kasların sertliği, duruş ve denge bozukluğundan birinin eklenmiş olması hastalık teşhisini koydurmaya yardımcıdır.

Parkinson Hastalığı hangi yaş döneminde başlar?
Hastalık 45 - 70 yaşları arasında, sıklıkla da 60 yaş üzerinde başlar. Hastaların çok az bir kısmında başlangıç zamanı 40 yaşın altında olabilir.

Hastalık toplumu ne kadar etkiler?
Hastalığın görülme sıklığı farklı coğrafi bölgelerde değişmekle birlikte 100.000’de 250 - 350 arasında değişmektedir. Toplumda 65 yaşın üstündeki her 100 kişiden birinin Parkinson hastası olduğu kabul edilir.

Erkeklerle kadınlar arasında hastalığın görülme sıklığında fark var mıdır, en çok kimler etkilenir?
Hastalık erkeklerde kadınlara göre daha sık görülmektedir. Her türlü sosyoekonomik düzeydeki bireyleri etkileyebilir. Genç yaşta tutulan bireylerde kalıtımsal olarak hastalığın oluştuğuna dair moleküler ve genetik çalışmalar mevcuttur. Hastaların yaklaşık yüzde 20 - 25’inin en az birinci dereceden Parkinson Hastası olan yakını vardır.

Parkinson Hastalığı bulaşıcı mıdır?
Hastalık bulaşıcı değildir.

Parkinson Hastalığı’nın altta yatan nedeni bilinmekte midir?
Hastalığın nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, çevresel bazı ajanların (MPTP; 1-metil, 4 fenil, 1,2,3,6-tetrahidropiridin) Parkinson Hastalığı belirtilerini çıkardığı ispat edilmiştir. Son yıllarda bazı tarım ilaçlarının da Parkinson Hastalığı’na yol açtığına dair gözlemler vardır ancak kesin kanıt bulunamamıştır.

Parkinson Hastalığı’nda beynin hangi bölgesi ve hangi maddesi etkilenmiştir?
Parkinson Hastalığı beyinin üst beyin sapı bölgesinde her iki tarafta bulunan hücrelerin azalmasıyla oluşur. Bu hücreler dopamin olarak adlandırılan bir madde salgılar. Dopamin azalmasına bağlı olarak Parkinson hastalığı belirtileri ortaya çıkar. Hastalık ilerleyip dopamin miktarı azaldıkça da hastalığın belirtileri artar.

Parkinson Hastalığı tanısı nasıl konulur?
Parkinson Hastalığı’nın tanısı klinik muayene ile konulur, verilen tedaviye alınan olumlu cevap tanıyı doğrular. Parkinson Hastalığı’nda görüntüleme ve diğer yardımcı tanı yöntemleri ancak hastalığı ayırt etmede kullanılır.

Parkinson Hastalığı genelde sinsi başlar, genellikle ana belirtiler yerleşinceye kadar yaklaşık 3 - 6 yıl geçmiş olabilir. Omuzda ağrı, yürürken bir kolun sallanmaması, yazı yazarken harflerin küçülmesi, yüzde donmuş, mimiklerin azalmış olması, bir ayağın içe dönük olması ana belirtiler gelişinceye kadar görülebilir.

Parkinson Hastalığı’nın ana belirtileri nelerdir?
Parkinson Hastalarının yaklaşık yüzde 80’ini doktora götüren ilk şikâyet genellikle uzuvlarda ortaya çıkan titremedir. Titreme tek bir parmakta olabileceği gibi dilde, dudakta, çenede, başta ve vücudun başka yerlerinde görülebilir. Eldeki titreme el sabit dururken para sayma ya da ovalama biçiminde, ayakta ise pedala basar gibi hızlı aynı ritimde kaldırıp indirme şeklindedir. Titreme uyku ile kaybolurken sinirlilik, huzursuzluk, yürüme ile artar. Hastalar gözle fark edilmeyen çok hafif titremelerin bile farkına varabilir. Bazen karın ve göğüs duvarındaki titremeler çarpıntı gibi algılanıp yanlış teşhislere yol açabilir.

Her titreme Parkinson Hastalığı olduğu anlamına gelmez. Stres, korku aşırı heyecan halleri ile tiroid bezini hızlı çalıştıran hastalıklarda ve ailesel geçişli her yaşta görülebilen iyi huylu ailesel tremor da titreme yapabilir.

Kaslarda sertlik; kollarda veya bacaklarda hissedilir. Hastanın pek farkında olmadığı bir belirti olup genellikle hekim tarafından muayene sırasında saptanır. Hastalara pasif hareket yaptırılırken gerçekte yapılan bir harekete karşı direnç yokken sanki yaptırılan bir harekete karşı konulan bir güç varmış gibi hissedilir. Parkinson hastalığında kaslarda sertleşme en sık el, ayak bileği, dirsek veya diz eklemi muayenesi sırasında saptanır.

Hareketlerde yavaşlama;  Parkinson hastalığında hastaların en çok yakındıkları özürlülük belirtisidir. Hareketlerde yavaşlama yemek yeme, elbiselerini giyme, ayakkabılarını bağlama, yazı yazma gibi incelik gerektiren işlerde aksamaya yol açarken, kendi ekseni etrafında dönme gibi temel hareketlerde zorlanmaya neden olur. Kasların gücü yerinde olmasına rağmen; yorgunluk hali, ardışık hareketleri yapmada zafiyet vardır. Hastalık ilerledikçe hastalar yattıkları ve oturdukları yerden ayağa kalkmada iyice zorlanmaya başlarlar, daha da ilerlemiş hastalıkta artık hareket edemez,  hatta ayaktayken adım dahi atamaz hale gelirler. Yüzlerinde tam bir donuk ifade ile mimiklerinin tamamen kaydolduğu, göz kırpmanın seyrekleşmesi gözlenir.

Zamanla duruş, denge ve yürüyüş bozulur. Hastalar hafifçe öne eğik dururlar. Her iki kol dirsekten, bacaklarda dizden bükülü şekilde durdukları, bazen de gövdenin bir tarafa eğilmiş olduğu gözlenir. Sürekli eğik durmak bel ve sırt ağrılarına yol açar.

Yürürken kolların sallanmadığı, zamanla hastalık için tipik olduğu küçük adımlarla yürüyüş belirginleşir, hatta ayaklarının ucunu kaldıramayarak sürüyerek yürüme başlar. Hareketi kontrol etmek güçleşir aniden hızlanarak yürümeye, düşmelere ara sırada yürürken yere yapışmış gibi kilitlenip kalırlar. Yürürken kapı eşiği, kaldırım gibi yüksek veya alçak yerlere vardıklarında adım atamaz, hareketi devam ettirmeye çalıştıklarında dengelerini kaybederek düşebilirler.

Parkinson Hastalığı’nda ana belirtilere eşlik eden diğer belirtiler var mıdır?
Konuşma bozukluğu, yutma zorluğu, ağızda salya birikmesi, tansiyon düşmeleri, ayaklarda şişme, kabızlık, idrar yapmada ve cinsel işlevlerde bozukluklar, aşırı terleme ile ciltte yağlanmanın artması, ağrılar, görme sorunları gibi bedensel şikâyetler ile depresyon anksiyete gibi psikiyatrik belirtilerle, hastalık tamamen ilerlediğinde bunama gelişebilir.

Parkinson Hastalığı’nın tedavisinde neler yapılmaktadır?
Parkinson Hastalığının yavaş seyirli olması sebebiyle hastalar ve hekim ile gerektiğinde fizyoterapist arasında mutlak iş birliği yapması gerekmektedir. Hastalığa etkili tedavi yalnızca ilaçlarla sınırlı kalmamalı aynı zamanda aile bireylerinin de hastaya sosyal ve psikolojik yönden destek olması gerekir.

Günümüzde Parkinson Hastalığını tamamen düzeltecek bir tedavi yoktur. İlaçlarla hastalık belirtileri önemli oranda düzeltilebilmektedir. Kullanılan ilaçlar beyinde eksilmiş olan dopamini yerine koyar ya da onun etkilerini taklit eder. Parkinson Hastalığı’nda tedavinin amacı hastalığın seyri boyunca hastanın günlük yaşamında aktif, üretken ve bağımsız olabilmesini sağlamaktır. İlaçlar ömür boyu kullanılmalıdır.

Parkinson Hastalığında cerrahi tedavi ancak kullanılan ilaçlara yeterli yanıt alınmayan ya da ilaçlara bağlı yan etkinin hastaya zararının beklenenin dışında olmasında tercih edilir. Cerrahi tedavi uygulanacak bireylerin genç, orta yaşlarda olması ve unutkanlıklarının bulunmaması gerekir. Bu koşullar yoksa hastayı cerrahi tedavi uygulamak felç ya da bunama gibi kalıcı sorunlara yol açabilir.

Parkinson Hastalığının araştırma safhasındaki gen tedavileri üzerinde halen çalışmalar devam etmektedir.