Bel Fıtığı ve Tedavisi

Opr. Dr. A. Murat GEYİK
Beyin Omurilik ve Sinir Cerrahisi Uzmanı

 

 Bel Fıtığı ve Tedavisi

Bel ağrısı, günümüzde bireyin günlük aktivitesini kısıtlayan en önemli nedenlerden birisidir. Gelişmiş toplumlarda görülen kronik hastalıklar arasında kalp hastalıklarından sonra ikinci sırayı almakta ve cerrahi tedavi yapılan hastalıklar arasında beşinci sırada bulunmaktadır.

 
Belin anatomisi

Belimizin vücudumuzun ağırlığını taşıyan, yükü kalçadan bacaklara aktaran ve aynı zamanda günlük aktivitemiz içerisinde gövdemizin hareketli olmasını sağlayan bir yapı olduğunu anlatan Hastanemiz Beyin Omurilik ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. A. Murat Geyik, belimizde 5 adet omur ve bu omurları birbirine bağlayan kıkırdak yastıkçıklar (disk), eklem yapıları ve bunlara destek olan yumuşak dokular bulunduğunu söyledi.

Bel omurlarının harekete katkısı ve yük taşıma özelliğinin yanında omurganın diğer kısımları gibi omurilik ve sinir köklerine koruyuculuk görevi yaptığını ifade eden Opr. Dr. Murat Geyik, “Bel omurlarının içerisinden bacakların duyusunu taşıyan ve kas kontrolünü sağlayan, idrar, gaita ve seksüel fonksiyonların kontrolünü sağlayan sinirler geçer” dedi.

Bel ağrısının nedenleri

“Belde yer alan omur, disk ve yumuşak dokularda gelişen herhangi bir olay bel ağrısına neden olabilir” diyen Opr. Dr. Murat Geyik, bel ağrısının günümüzde bireyin günlük aktivitesini kısıtlayan en önemli nedenlerden birisi olduğunu kaydetti.

Tüm dünyada nüfusun yaklaşık yüzde 80'inin yaşamlarının herhangi bir döneminde en az bir kez bel ağrısı atağı geçirdiğini anlatan Opr. Dr. Murat Geyik, “Bel ağrısı gelişmiş toplumlarda görülen kronik hastalıklar arasında kalp hastalıklarından sonra ikinci sırayı almakta ve cerrahi tedavi yapılan hastalıklar arasında beşinci sırada bulunmaktadır. Bel ağrısı en sık 20 - 40'lı yaşlarda görülmektedir” diye konuştu.

Bel ağrısı 2 gruba ayrılır

Bel ağrılarının akut ve kronik olmak üzere 2 gruba ayrıldığını belirten Opr. Dr. Murat Geyik, şöyle devam etti:

“Akut bel ağrılarında genellikle ağrı birkaç gün içerisinde azalır ve birkaç hafta sonra tamamen geçer. Ağrı 3 aydan daha fazla sürerse bu ağrıya kronik bel ağrısı denir. Bel ağrılı hastaların yüzde 90'ının yakınması ilk 4 hafta içinde kendiliğinden geçerken ancak yüzde 5'i kronikleşir. Çoğu bel ağrısında ağrının nedeni öykü ve klinik muayene ile konur, yardımcı incelemeler ve radyolojik tetkiklerde bir şey bulunamaz. Bu tip ağrılara genel olarak mekanik bel ağrısı’ diyoruz. Bel ağrılarının nedenlerini kas-iskelet sistemi hastalıkları ve omurga hastalıkları olmak üzere 2 büyük grupta toplayabiliriz.”.

Kas - İskelet Sistemi Hastalıkları

Bel ağrılarının büyük çoğunluğunun bu gruba girdiğini vurgulayan Opr. Dr. Murat Geyik, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çoğunlukla kaslarda, bağ dokusunda veya eklemlerdeki ufak hasarlanmalar ile oluşur. ‘Miyofasial ağrı sendromu’ terimi kas ve yumuşak dokuların aşırı gerilmesi ve yaralanmasıyla oluşan klinik tablo için kullanılmaktadır. Diğer bel ağrısına yol açan kas-iskelet sistemi sorunları arasında kötü ve hatalı vücut duruş şekli, bir bacağın kısalığı, beldeki omur ve kıkırdakların az oksijenlenmesine neden olduğu için sigara kullanımı, stres gibi psikososyal faktörler sayılabilir.”

Omurga hastalıkları

Bu gruptaki hastalıkların kas iskelet sistemi hastalıklarından oransal anlamda daha az görüldüğünü kaydeden Opr. Dr. Murat Geyik, bu grupta bel ağrılarına en sık yol açan rahatsızlıkları, “Bel fıtıkları, disk dokusunun yıpranması, bel kayması, bel omurga kanalının daralmasıdır. Bunların dışında çok daha az görülen, ama omurganın ciddi rahatsızlıkları olan tümör, enfeksiyon, travma, kemik erimesine bağlı çökmeler” olarak özetledi.

a) Bel Fıtığı  

“Disk materyali iki omur cismi arasında dışarıda görece olarak daha sert bir kılıf, içeride ise jel kıvamında yumuşak doku kısımlarından oluşur” diyen Opr. Dr. Murat Geyik, bel fıtığı ve oluşumunu şöyle açıkladı:

 

“Bir yastıkçık gibi davranır ve gövdenin yüklerini dağıtmak görevini üstlenir. Ancak bel omurlarına fazla yük binerse (aşırı kilo alma ve ağır kaldırma), bele destek olan diğer yapılar, özellikle bel ve karın kasları zayıflarsa (egzersiz yokluğu), veya yapısal ve genetik nedenlerle bu disklerde bozulma bel ağrısına ve bel fıtığına neden olabilir. Diskin dış kılıfının zayıflaması veya yırtılması ile iç kısım dışarıya doğru kayar ve sinirlere baskı yapmaya başlarsa buna ‘bel fıtığı’ denir. Dış tabakadaki zayıflama veya yırtılma daha çok bel ağrısına yol açarken, iç tabakanın dışarıya doğru yer değiştirmesi olarak tanımlanabilecek bel fıtığı sinir kökü üzerine baskı yaptığı için özelikle bacağa vuran ağrıya yol açar. Bel fıtığında bel ağrısından daha ön planda olan bacak ağrısıdır. Sinirlere olan basının düzeyine göre uyluk ve bacakta ağrı, güçsüzlük ve uyuşukluk hissi oluşabilir.”

b) Bel kayması  

Bel kaymasını “Bir omur cisminin diğer omur cisminin üzerinde öne veya arkaya doğru kayması” olarak tanımlayan Opr. Dr. Murat Geyik, “Bu rahatsızlığa bağlı sinir köklerine bası varsa bel ağrısına ilaveten uyluk ve bacakta ağrı, güçsüzlük ve uyuşukluk oluşabilir” dedi.

c) Bel omurga kanalında daralma  

“Omurilik ve omurilikten çıkan sinirlerin omur kemikleri içinde seyrettiği kanala spinal kanal denir” diyen Opr. Dr. Murat Geyik, şunları kaydetti:

“Travma, vücudu kötü kullanma, genetik faktörler gibi birçok etken sonucunda spinal kanalı oluşturan yumuşak doku ve kemik yapıların kalınlaşması ve kabalaşması ile bu kanalda daralma meydana gelebilir. Bunun sonucunda da sinir köklerinde sıkışma oluşur. Bu hastalar özellikle ayakta fazla kaldıklarında ve yürümekle ortaya çıkan baldırda ağrıdan ve uyuşukluktan yakınırlar. Oturduklarında ve öne doğru eğildiklerinde ağrı yakınmaları hafifler veya geçer. Ayakta durmak veya yürümekle çıkan bu klinik tabloya ‘nörojenik kladikasyon’ denilir.”

d) Disk dokusunun yıpranması  

Disk iç tabakasını oluşturan kısmın su oranının çocukluk ve genç yaş grubunda daha fazla olduğuna dikkati çeken Opr. Dr. Murat Geyik, “Yaşlanma ile beraber su oranı azalır, disk yüksekliği azalmaya başlar, dış tabakada küçük yırtılmalar gelişir. Diskin yük taşıma ve hareket yeteneği azalır. Diskin dış kısmında bulunan sinir liflerinin uyarılması ile bel ağrısı açığa çıkar. Bu hastalarda bel ağrısı, bacak ağrısından daha fazladır” ifadelerini kullandı.

Bel ağrılı hastaların değerlendirilmesi ve tanı

Bel ağrılarının çoğunun kas ve yumuşak dokuların aşırı gerilmesi veya ufak zedelenmelere uğramasına bağlı geliştiğini anlatan Opr. Dr. Murat Geyik,  bu hastalarda ağrı yakınmalarının birkaç gün içerisinde kendiliğinden gerileyeceğinden çoğunlukla tetkik edilmelerine gerek duyulmadığını belirtti.

Opr. Dr. Murat Geyik, doktora hemen başvurmayı gerektiren nedenleri şöyle sıraladı:

1. Tekrarlayan bel ağrısı atakları

2. Kronik bel ağrısı

3. Ağrı şiddetinin giderek artması

4. Bel ağrısına eşlik eden uyluk ve bacakta ağrı, uyuşukluk, güçsüzlük, istemli idrar ve gaita yapamama, seksüel fonksiyon bozukluğu gibi belirtilerin olması

5. İstirahat ile geçmeyen bel ağrısı

6. Bel ağrısı ile birlikte aşırı kilo kaybı, ateş, üşüme ve titreme olması

Gerekli tetkikler yapılır

Hastanın bel ağrısı nedenleri araştırılırken, öyküsü alınıp, gerekli muayenesi yapıldıktan sonra belirlenen ön tanı doğrultusunda tetkiklerinin yapılması gerektiğini belirten Opr. Dr. Murat Geyik, şu uyarılarda bulundu:

a) Akut bel ağrısının nedeni olarak bel fıtığı, kas ve yumuşak dokulardaki aşırı gerilme düşünülüyorsa, bu hastalara yatak istirahati (5 günü geçmeyen) ve ilaç tedavisi önerilir.

b) Kronik bel ağrısı olan, akut bel ağrısı nedeniyle istirahat ve tıbbi tedavi verilmiş fakat ağrısı geçmeyen, omurga tümörü veya omurga enfeksiyonu düşünülen olgularda incelememize direkt grafi ile başlamak ve takibinde lezyon seviyesini saptayıp Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG) ile hastalığın tanısını koymak gerekir. Bu tetkiklere ilaveten hastada enfeksiyon veya tümör düşünülüyorsa buna yönelik kan tetkikleri ve kemik sintigrafisi yapılmalıdır.


Bel ağrısında tedavi

Opr. Dr. Murat Geyik, bel ağrılarında yapılacak tedavinin ağrının nedenine ve hastalığın yerleşimine göre belirlenmesi gerektiğini bildirdi.

A. Akut Bel Ağrısında Tedavi:

1. Kas ve yumuşak dokuların aşırı gerilmesine veya ufak yaralanmalara bağlı olan bel ağrısında;

- (Mekanik bel ağrısı) ağrı kesiciler, kas gevşeticiler ve kısa süreli yatak istirahati tek başına çoğu olguda yeterlidir.

2. Travma ve enfeksiyona bağlı bel ağrısı: Sinirlere basıya bağlı bacaklarda güçsüzlük ve/veya istemli idrar ve gaita yapamama, omurgada instabilite (anormal hareketlilik) varsa cerrahi girişim yapılmalı, neden enfeksiyon ise ilave antibiyotik tedavisi verilmelidir.

3. Tümöre bağlı bel ağrısı:

4. a) Sinirlere basıya bağlı bacaklarda güçsüzlük ve/veya istemli idrar ve gaita yapamama yakınmaları varsa veya omurgada instabiliteye (anormal hareketlilik) yol açmışsa cerrahi girişim yapılabilir ve doku tanısına göre radyoterapi-kemoterapi önerilir.
b) Sinirlere bası bulgusu yoksa, öncelikle biyopsi ile tümörün tipi belirlendikten sonra duruma göre, cerrahi girişim ve/veya ışın tedavisi, kemoterapi yapılmalıdır.

5. Bel fıtığı, bel kayması, spinal dar kanala bağlı bel ağrısı:

6. a) Sinirlere basıya bağlı bacaklarda güçsüzlük ve/veya istemli idrar ve gaita yapamama yakınmaları varsa, omurgada instabilite (anormal hareketlilik) varsa cerrahi girişim mutlaka gereklidir. Kuvvet kaybı gibi nörolojik bulgular olmamasına rağmen, uzun süren ağrı nedeniyle hastaların yaşam kaliteleri etkileniyorsa ağrı tek başına cerrahi girişim nedeni olabilir. Cerrahi girişim yöntemi seçilirken her hasta ayrı ayrı değerlendirilmeli ve o hastaya uygun teknik seçilmelidir.

b) Sinirlere bası bulgusu yoksa ağrı kesici, kas gevşetici ve yatak istirahati (5 günü geçmeyen) önerilir.

B. Kronik bel ağrısında, neden bel fıtığı, bel kayması, omurga kanalının daralması, disk dokusunun yıpranması olan olgularda eğer ilerleyici nörolojik bulgular (kas güçsüzlüğü, istemli gaita ve idrar yapamama) varsa cerrahi girişim, yoksa öncelikle ağrı kesici, kas gevşetici ve kısa süreli yatak istirahatini takiben fizik tedavi, kas egzersizleri önerilir.

Bel ağrılarının önlenmesi

Opr. Dr. Murat Geyik, özellikle tekrarlayan bel ağrılarının önüne geçilmesi için hastanın fazla kilolarından kurtulması, varsa sigara içmeyi bırakması, bel, sırt ve karın kaslarına yönelik kas egzersizlerini düzenli ve sürekli yapması, uygunsuz duruş, oturma ve yatma pozisyonlarını düzeltmesi gerektiğini sözlerine ekledi.