Obezite Cerrahisi Sonrası Beslenme

A. Ceren AKMURAT
Beslenme ve Diyet Uzmanı

Obezite cerrahisi sonrası beslenme

Obezite dünyanın en önemli sağlık sorunlarından birisidir ve her yıl dünyada obeziteye bağlı hastalıklar nedeniyle milyonlarca insan hayatını kaybetmektedir. Yüksek tansiyon, kalp ve damar hastalıkları, astım, diyabet, bağırsak, meme ve prostat kanseri obeziteyle ilişkilendirilen hastalıklardan sadece birkaçıdır.

Hastanemiz Beslenme ve Diyet Uzmanı A. Ceren Akmurat, obeziteyi belirlemek için Dünya Sağlık Örgütü'nün obezite sınıflandırılması kullandığını ve genellikle Beden Kitle İndeksi ile ölçüm yaptığını belirterek, “Beden kitle indeksi, kilogram olarak ağırlığın, metre cinsinden boy uzunluğunun karesine bölünmesiyle elde ediliyor. Morbid obezite (Yüksek düzeydeki şişmanlık) ise, BKİ'nin 40 kg/m2'den fazla olması durumudur” dedi.

Akmurat, morbid obezitenin yani hastalık düzeyindeki şişmanlığın oluşumunda kalıtımsal, davranışsal, sosyal, kültürel ve çevresel etkenlerin bulunduğunu, sağlıkla ilintili bedensel ve ruhsal sorunlar yaratan çok nedenli bir hastalık olduğunu ifade etti.

Düzenli diyet ve egzersiz şart

Obezite cerrahisinin beden kitle indeksi 35 ve üzeri olan, uzman denetiminde tıbbi beslenme, egzersiz ve medikal tedavi gibi yöntemlerle zayıflayamayan hastalara önerildiğini kaydeden Akmurat,  şöyle devam etti:

“Aynı zaman beden kitle indeksi 30 üzerinde olan, yüksek tansiyon, diyabet, uyku apnesi gibi hastanın yaşam kalitesini ve süresini etkileyen hastalara da önerilmektedir. Ancak obezite ameliyatlarından sonra hastaların düzenli olarak bir diyet ve egzersiz programını izlemeleri öneriliyor ve cerrahinin başarısı hastanın bu düzene uyumu ile bağlantılı kabul ediliyor. Bu koşullara uyan tüm hastalar çok hızlı bir şekilde kilo veriyor. Yaklaşık 1-1.5 yıl içinde hedeflenen kiloya ulaşarak yeni bir hayata da adım atıyorlar.”

Sağlık sorunları düzeliyor

Akmurat, obezite cerrahisiyle hastaların sağlık durumlarında düzelmeler sağlanabildiğini vurgulayarak bunları şöyle sıraladı:

• Yüksek tansiyon düzeliyor. Hastaların yüzde 70'i tansiyon ilaçlarını tamamen kesebiliyorlar.

• Kan kolesterolü düzelir. Hastaların yüzde 80'inde kolesterol seviyelerinin düştüğü bildirilmiş. Ameliyattan 2-3 ay sonra değerler normale dönebiliyor.

• Kalp hastalığı riski düşüyor.

• Tip II diyabet tanısı almış hastaların çok azının ilaç almasına gerek kalabiliyor.

• Diyabet sınırındaki hastalar, genellikle tamamen düzeliyor.

• Astım atakları büyük oranda azalıyor, bazı hastalarda tamamen düzeliyor.

• Solunum problemleri ameliyattan sonraki birkaç ay içinde düzeliyor. Pek çok hasta solunum problemleri yüzünden bırakmak zorunda kaldıkları aktivitelere ve normal rutinlerine dönebiliyorlar.

• Uyku apnesi sendromu gibi obeziteyle ilişkili uyku bozuklukları ortadan kalkıyor.

• Asit reflü hastalığı ortadan kalkıyor.

• Bu metotlarla sağlanan kilo kaybı, kurallara uyulmak kaydıyla, kalıcı oluyor.

Beslenme programı çok önemli

Obezite cerrahisinin başarısında, hastanın yeni yaşam tarzını benimsemesi, metabolizma ve endokrinoloji uzmanlarıyla işbirliği içinde oluşturulan diyet programına uyması gerektiğinin altını çizen Akmurat, hastanın gerektiği takdirde besin, vitamin ve mineral takviyelerini düzenli olarak kullanmasının büyük önem taşıdığını kaydetti.

Akmurat, her hastaya özel bir program oluşturulsa da, obezite sonrası beslenmede temel olarak önem taşıyan ilkelere değinerek, şunları anlattı:

“Protein bundan sonraki beslenme programında en önemli besin maddesi olacak. Günde yaklaşık 80-100 gr protein kaynağı alınması gerekiyor (1 porsiyon tavuk, hindi, balık ya da 1 porsiyon az yağlı peynir gibi).

Öğün atlamamaya özen gösterilmeli. Günde 3 ana öğün tüketilmeli. Buna ek olarak 2-3 de ara öğün tüketilmesi yerinde olacaktır. Böylece mide aşırı doldurmaz ve metabolizma daha hızlı çalışır. Yemekler hem küçük porsiyonlar halinde hem de küçük parçalara bölünmüş halde hazırlanmalı.

Çok fazla yemek yemeyi önlemek için küçük tabaklar ve küçük çatal – kaşıklar kullanılmalı, yiyecekler çok yavaş yenilmesi ve iyice çiğnenmeli, öğün süresi minimum 30 dakika olmalı.”

Besinler tüketilirken çok sıcak veya çok soğuk olmamasına dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Akmurat, şunları söyledi:

“Öğünlerden 30 dakika öncesi ve 45- 60 dakika sonrasına kadar sıvı alınmamalı. Bu süreçte sıvı alımı çok küçük olan mide hacminin çok daha çabuk dolup alınması gereken vitamin ve proteinin yeterince alınmamasına sebep olur. Katı ve sıvı bir arada alınınca mide çok çabuk dolacağından kusma hissi ya da midede ağrı oluşur. Uzun vadede ise midenin genişlemesine, acıkma hissinin sadece katı yiyeceğin bir öğünden çok daha çabuk gelmesine sebep olur çünkü sıvının itici gücü önce midede torbalanma yapar ardından ise besinin mideyi daha çabuk terk etmesini sağlar.”

İlk 10 günlük süreçte1,5 lt su tüketilmesi gerektiğini anımsatan Akmurat, şöyle konuştu:

“Bunu tamamlamak için ortalama 15 dakikada bir 30 cc olarak sıvı alınması hem yeterli olacaktır hem de hastayı zorlamadan günü yeterli su miktarı ile tamamlamasını sağlayacaktır.

Proteinle birlikte bol lif almak hem ameliyat sonrasında gözlenebilen kabızlık açısından hem de kalitesiz şekerlerin emilimini azaltması bakımından önemlidir.  Bu amaçla her porsiyon en az 3 gr lif içermelidir.

Gazlı ve kabarcıklı içecekler ise ameliyat sonrası erken dönemde yasaktır. Alkol de ameliyat sonrasında en az dört ay süre ile hiç alınmamalı ve bunun sonrasında da makul miktarlarda tüketilmelidir.”

Ameliyattan hemen sonra

“1-2 hafta süreyle sıvı berrak-düşük şeker diyeti yapılacağını belirten Akmurat, ameliyattan sonraki süreci şöyle dile getirdi:

“Su, çay, meyve çayları, taze meyve suları, tanesiz kompostolar, tavuk veya et suyu çorbalar tüketilebilir. Hastanın halen yumuşak veya katı gıda almasına izin verilmez. Katı gıdalar ameliyat sonrası stapler hattının açılmasına ve kaçağa neden olabilirler. Aynı şekilde sıvı gıdalar, düşük kalorili ve az yağlı çorbalar,  protein içecekleri alınabilir. Bu dönemde protein içerikli beslenme destekleri önerilir.”

 

15-30 gün beslenme

Hastanın 15. gün itibariyle aşama aşama püre gıdalara ve katı kahvaltı öğünlere başlayabileceğini ancak katı sıvı gıda ayırımına da dikkat etmesi gereken bir döneme girdiğini söyleyen Akmurat, sözlerini şöyle sürdürdü: 

Hasta bu dönemde terbiyeli çorbalara başlayabilir. Dana eti, kuzu, tavuk, hindi, balık suyuna çorbaları unsuz yoğurt, yumurta, süt ile terbiyeleyebilir. Ev tarhanası, taze fesleğenli sütlü domates çorbası, rondolanıp süzülmüş zerdeçal ve kimyonla pişirilmiş et suyu çorbalar gibi daha kıvamlı çorbalar da tüketebilir.

Beslenme programına gelince, kahvaltıda rafadan haşlanmış yumurta, labne peyniri, süzme peynir, az tuzlu zeytin ezmesi yiyebilir. Bu kahvaltılık çeşitlerinin hepsini bir günde değil de her gün biri denenmelidir. 16. gün yarım rafadan yumurta, 17. gün bir yemek kaşığı labne peyniri gibi katı gıda ile yapılan kahvaltılara yavaş yavaş başlanmalıdır. İlk 15 günde yapılan çorbaların içine konulan et ve sebzeyi rondolayarak pişirilen suyundan 1 bardak içilmelidir.

16. gün bir yemek kaşığı, 17. gün iki yemek kaşığı, 18. gün üç yemek kaşığı ekleyerek yavaş yavaş tahin kıvamına getirilir. Ortalama 20 gün itibariyle patates püresi kıvamını elde ettikten sonra kızartma, unlu, yağlı pirinç ve bulgurlu olmadıktan sonra evde pişen yemekler rondodan geçirilerek yenilebilir. 16. gün itibariyle vücuda gerekli olan karbonhidrat da beslenme planına eklenmeye başlanmalıdır.”

30-45 gün beslenme

İyileşme sürecinde beslenmenin dikkat gerektirdiğinin altını çizen Akmurat, “Artık yavaş yavaş her şeyden az az ve çatalla ezerek yenilmelidir. Ancak sirkeli, konserve, kızartılarak pişirilmiş, unlu, pirinçli, bulgurlu gıdalardan yine de bu dönemde de uzak durulmalıdır. Fırında ya da yağsız tavada ızgarada pişirilmiş yumuşak et, balık, tavuk köftelerini ilk seferde belki sadece yarım köfteden başlayarak azar azar midenin vereceği tepkiyi ölçerek yeme yemelidir. Hasta yavaş yavaş ve düzenli olarak normal bir diyete geçebilir. Etler, yumurta, sebzeler ve tahıllar tüketilebilir” şeklinde konuştu.

Sağlıklı beslenme alışkanlığı edinin

“Diyet kişinin tolerans düzeyine göre farklılıklar gösterebilir” diyen Akmurat, buna göre bazı gıdaların eklenmesi veya çıkarılmasının mümkün olabileceğini kaydetti.

Ameliyattan önce ve sonra hastanın belli oranda, düzenli egzersiz programına hazır olması gerektiğini ifade eden Akmurat, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu egzersiz programı beklenmesi gereken kilo kaybını arttırır ve tekrar kilo almayı engeller. Sonuçta; temelde bir morbid obezin bariatrik bir ameliyat geçirmiş olması bunun sonrasında sağlıklı diyet ve egzersiz yapma gerekliliğini tabi ki ortadan kaldırmaz.

Aslında cerrahinin uzun dönemdeki başarısı ameliyat sonrasında size önerilen diyet ve egzersizle ilgili kurallara ne kadar uyduğunuza sıkı sıkıya bağlıdır. Obezite cerrahisini bir kür ya da diyet gibi görmeyin. Edineceğiniz bu sağlıklı beslenme alışkanlıkları bundan sonra sizin yeni yaşam biçiminiz olacak. Bu görüşün aynı zamanda aileniz ve arkadaşlarınız tarafından da benimsenmesini sağlayın.”