Obezite

Opr. Dr. Başar AKSOY
Genel Cerrahi Uzmanı
Obezite ve Metabolik Cerrahi Merkezi

Şişmanlık kader değildir

Obezite günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Genel olarak bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması sonucu boy uzunluğuna göre vücut ağırlığının arzu edilen düzeyin üstüne çıkmasıdır.

 

Beslenmeyi “Anne karnında başlayarak yaşamın sonlandığı ana kadar devam eden yaşamın vazgeçilmez bir ihtiyacı” olarak tanımlayan Hastanemiz Genel Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Başar Aksoy, “Beslenme, insanın büyümesi, gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması için gerekli olan besin öğelerini yeterli ve dengeli miktarda alıp vücutta kullanabilmesidir. Karın doyurmak, açlığı bastırmak, canının çektiği şeyleri yemek veya içmek değildir” dedi.

Yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor

Obezitenin besinlerle alınan enerjinin (kalori) harcanan enerjiden fazla olması ve fazla enerjinin vücutta yağ olarak depolanması (yüzde 20 veya daha fazla) sonucu ortaya çıktığını belirten Opr. Dr. Aksoy, yaşam kalitesini ve süresini olumsuz yönde etkileyen bir hastalık olarak kabul edildiğini söyledi.

Obezitenin Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından “Sağlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı yağ birikmesi” olarak tanımlandığını kaydeden Opr. Dr. Aksoy, “Ülkemizde diğer ülkelerde olduğu gibi obezite görülme sıklığı gün geçtikçe artmaktadır. Sağlık Bakanlığı’nca yapılan ‘Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması-2010’ön çalışma raporuna göre Türkiye’de obezite sıklığı erkeklerde yüzde 20.5, kadınlarda yüzde 41.0 ve toplamda da yüzde 30.3 oranındadır” diye konuştu.

Obezite nasıl saptanır?

 Dünya Sağlık Örgütü’nün obezite sınıflandırmasının esas alındığını ve obeziteyi belirlemek için yaygın olarak Beden Kitle İndeksinin (BKİ) kullanıldığını anlatan Opr. Dr. Aksoy, şunları kaydetti:

“BKİ, bireyin vücut ağırlığının (kg), boy uzunluğunun (m cinsinden) karesine (BKI=kg/m2) bölünmesiyle elde edilen bir değerdir. BKİ boy uzunluğuna göre vücut ağırlığının tahmin edilmesinde kullanılmakta, vücutta yağ dağılımı hakkında bilgi vermemektedir.”

BKİ Değeri Durumunuz
18.5 kg/m2’nin altında ise zayıf
18.5-24.9 kg/m2 arasında ise normal kilolu
25-29.9 kg/m2 arasında ise fazla kilolu
30-34.9 kg/m2 arasında ise I.Derece obez
35-39.9 kg/m2 arasında ise II.Derece obez
40 kg/m2 üzerinde ise III.Derece morbid obez

Neden obezite cerrahisi?

Aşırı şişmanlığı gidermek amacı ile yapılan cerrahi girişimlere obezite cerrahisi (Bariatrik cerrahi) denildiğine vurgu yapan Opr. Dr. Aksoy, bu tedaviye ilişkin şunları paylaştı:

Tedavi edici etkinliklerinin başarısı ile ilgili olarak elimizde yeterince yüksek düzeyde kanıt vardır. Dolayısı ile hem kilo kaybında başarı hem bu kilo kaybının uzun dönemde devam etmesi, şeker-tansiyon gibi ikincil rahatsızlıkların giderilmesi, yaşam kalitesinde artma ve hem de yaşamı uzatmak açısından bariatrik cerrahi en etkin tedavidir. Obezite cerrahisi, uzun süredir tıbbi diyet, egzersiz gibi kilo verme yöntemlerini deneyen ancak başarılı olamayan, beden kitle indeksi 30-35'in üzerinde olan kişilere uygulanabilir.”

Obezite cerrahisinde uygulanan yöntemler nelerdir?

  1. İntragastrik balon (mide balonu)
  2. Mide kelepçe yontemi
  3. Mide pilikasyonu (mide katlama yontemi)
  4. Seeve gastrektomi (tüp mide)
  5. Gastrik by-pass

İNTRAGASTRIK BALON (MİDE BALONU)

 

Mide Balonu nedir?

Opr. Dr. Aksoy, bu yöntemin ABD Metropolitan Hayat Sigortasının 1983 yılındaki kilo tablosuna göre, normal kilosunun yüzde 40 üzerinde olanlar ve diğer kilo kaybetme programlarında başarısız olan kişilerde endoskopik olarak uygulanabilen geçici bir kilo kaybı yöntemi olduğunu söyledi.

Mide Balonu sistemiyle ne kadar kilo kaybı olur ?

Mide Balonu sisteminde diyet ve davranış tedavisinin mutlaka beraber uygulanması gerektiğini ifade eden Opr. Dr. Aksoy, “Ne kadar kilo vereceği kişiye göre değişmektedir. Ortalama kilo kaybı 6 aylık dönem içerisinde fazla kilonun yüzde 35-65 oranında kaybedilmesidir” dedi.

Mide Balonu sisteminin komplikasyonları nelerdir ?

Opr. Dr. Aksoy, sistemin olası komplikasyonları hakkında şu bilgiyi verdi:

“Gastrointestinal sistem komplikasyonları; mide bulantısı, kusma, ülser, kanama, ağrı, perforasyon, balon enfeksiyonu, balonun kendiliğinden inmesi ve barsak obstürüksiyonu yapması oldukça nadir görülmektedir.”

Mide Balonu yerleşimi endikasyonları

Tedavide izlenecek yöntem hakkında da bilgi veren Opr. Dr. Aksoy, “18-65 yaş arası Vücut Kitle İndeksi (VKİ)>30 kg/m2 veya VKİ 27-30 kg/m2 olup, yandaş hastalıkların bulunması (hipertansiyon, iskemik kalp hastalığı, diabetes mellitus, uyku apne sendromu, eklem rahatsızlıkları) Elektif obezite cerrahisi için yüksek risk taşıyan süper morbid obez hastalarda (VKİ>50 kg/m2), anti obezite cerrahi tedavi öncesi” diye konuştu.

Mide Balonu yerleşimi kontrendikasyonları

Opr. Dr. Aksoy, mide balonu yerleşiminin “Gastrik ülser, ciddi özofajit (grade III-IV), geniş hiatal herni (>5 cm), Özofagus ve mide anomalisi, gebelik” gibi durumlarında sakıncalı olacağını ifade etti.

Mide Balonu yapısal özellikleri

Mide balonunun serum fizyolojik (yüzde 0.9 NaCl) ile doldurulan silikon bir balon olduğunu bildiren Opr. Dr. Aksoy, balonun X grafide radyo-opak valvi sayesinde görüntülenerek ayarlanabileceğini, keskin kenarları olmadığını ve mide içerisinde serbestçe dolaşabileceğini kaydetti.

Uygulama Prosedürü

Tüm hastalara işlemden 6 saat önce aç kalmaları istenir ve işlemden önce damar yolu açılarak 5 mg dormicum ile sedasyon sağlanır. Ayrıca Diprivan kullanılarak, hastanın rahatlaması sağlanır.(Anestezi uzmanı tarafından)
· Mide Balonu uygulamasından önce gastroskopi yapılarak, üst gastrointestinal sistem değerlendirilir.
· Kontraendikasyon yoksa balon xylocaine jelle kayganlaştırılarak, yumuşakça özofagustan mideye doğru itilir.
· Balon midede iken endoskopi ile bakılır ve balonun alt özofagus kavitesinin altında olduğundan emin olunur.
· Balon içerisindeki tel gayt çıkartılır ve balon yüzde 0.9 NaCl içerisine metilen mavisi konarak minumum 400 cc, maksimum 700 cc ile şişirilir.
· Şişirilmiş balondaki vakum sistemi çekilerek balonun mide içerisinde serbest kalması sağlanır ve işlem tamamlanır.

TÜP MİDE

Bu ameliyatta midenin büyük kenarının dikey olarak kesilip çıkartılarak 150 - 200 ml arasında hacme sahip bir mide tüpü oluşturulduğunu söyleyen Opr. Dr. Aksoy, bu uygulamada iki mekanizma ile kilo kaybı olduğunu ifade etti.

1. Kısıtlayıcı etki 

 

Opr. Dr. Aksoy bu yöntemde, mide hacminin küçültülmesi ile mekanik bir kısıtlanma ve mide hareketlerinin azaltılmasına bağlı kilo kaybı meydana geldiğini kaydetti.

2. Endokrin etki

 

Çıkartılan mide bölümünden salgılanan ve açlık hormonu olarak tanımlanan GHRELİN hormon seviyesinde düşme sağlanarak tokluk hissinin gerçekleştiğini belirten Opr. Aksoy,

“Ghrelin midenin fundus denilen üst parçasındaki hücrelerce salgılanan bir peptid proteindir. Beyindeki iştah artırıcı bölgenin kuvvetli bir uyaranıdır. Tüp mide ameliyatında Ghrelin üretilen midenin fundus bölgesi çıkartıldığından iştah da azalmış olur ve kilo kaybına katkıda bulunur” diye konuştu.

Tüp Mide ameliyatından sonra vitamin kullanılması gerekli midir?

Bu uygulamanın mide hacmini kısıtlayıcı bir işlem olduğu için bağırsaktaki besin emiliminde bir problemle karşılaşılmayacağını anlatan Opr. Dr. Aksoy, “Ancak bazı vitaminlerin emilimi için mide parietal hücrelerinden salgılanan aside ihtiyaçları vardır. Dolayısıyla hastaların ameliyat sonrasında Demir ve B12 vitamini takviyesi almaları gerekmektedir” dedi.

Tüp Mide ameliyatının riskleri nelerdir?

Tüm ameliyatlar için geçerli olan kanama, organ yaralanması, solunum problemleri, emboli gibi çok düşük oranlarda komplikasyonların burada da geçerli olabileceğini anımsatan Opr. Dr. Aksoy, “Tüp mide ameliyatına özel komplikasyon ise midenin kesilip dikilen kısmından (zımba hattı) gerçekleşebilen kaçaklardır ve bazen ikinci bir müdahale gerektirebilir” uyarısını yaptı.

Tüp Mide ameliyatının kilo kaybı sonuçları?

Tüp mide uygulanan hastaların, 1-2 yıllık dönemde fazla kilolarının yüzde 60-70’ni kaybetmelerinin mümkün olduğunu kaydeden Opr. Dr. Aksoy, üç yılda kaybedilen fazla kiloların Gastrik Bypass ameliyatı sonrasında kaybedilen kilolara yakın olduğu gösteren çalışmaların mevcut olduğunu söyledi.

Tüp Mide ameliyatından sonra başarı garanti midir? Tekrar kilo alınır mı?

Tüp mide ameliyatından sonra mide tüpünün zamanla genişlemesi halinde yeniden kilo alımının görülebileceğine dikkati çeken Opr. Dr. Aksoy, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tüp mide ameliyatının esas etkisi kısıtlayıcı etkidir; yani gıda alımının azaltılması temeldir. Ancak sıvı ve yüksek kalorili gıdalarla beslenme durumunda etkisi azalabilir. Bu durumda tüp mide ameliyatı Gastrik Bypass veya BPD/DS gibi bir başka obezite ameliyatına geçiş yapılması mümkündür. Bu ikinci girişim de gene laparoskopik olarak yapılabilir.”

GASTRİK BYPASS

Gastrik Bypass nedir?

Bu uygulamada ilk olarak mide hacminin küçültüldüğünü bildiren. Dr. Aksoy, dolayısıyla hastanın alabileceği yiyecek miktarının azaldığını, ikinci olarak besinlerin emiliminin ince bağırsakta katedilen yol kısaldığı için azaldığını kaydetti.

Gastrik Bypass tipleri nelerdir?

1. Roux en Y Gastrik Bypass 
2. Mini Gastrik Bypass

Riskler nelerdir?

Bu işlemde diğer bir çok abdominal ameliyatlarda görülebilen risklerin görülebileceğini vurgulayan Opr. Dr. Aksoy, bu riskleri şöyle sıraladı:

“Kanama, enfeksiyon, ameliyat sonrası ileus (bağırsak tıkanıklığı), herni (fıtık) ve genel anestezi komplikasyonları görülebilir. En ciddi risk mide ile ince barsak arasındaki bağlantıda oluşabilecek kaçak (sızıntı) ve bunun sonucunda oluşabilecek ikinci bir ameliyattır. İlave bir takım cerrahi riskler obeziteye bağlı olarak artmaktadır.

Ayaklarda ve akciğerde kan pıhtısı oluşumu (emboli) ve kardiak problemler görülebilir. Bu ameliyatı geçiren hastaların yüzde10-15'i yukarıdaki komplikasyonların bazılarını yaşar. Genel olarak daha ciddi komplikasyonlar nadirdir ve sık görülenler kabul edilebilir ve tedavi edilebilir olanlardır.”

Ne kadar kilo kaybederim?

Kilo kaybının kademeli olarak en hızlı ilk aylarda olmak üzere gerçekleştiğini söyleyen Opr. Dr. Aksoy, maksimum kilo kaybı için 1.5-2 yıl gerekebileceğini, fazla vücut ağırlığının yüzde70-80'inin bu süre içerisinde kaybedilebileceğini kaydetti.

Bu yöntemlerden hangileri şu an kullanılmakta ya da tercih edilmekte ?

Şu an dünya üzerinde mide kelepçesi ve mide katlama yönteminin terkedildiğini ifade eden Opr. Dr. Aksoy,  “Çünkü bu yöntemlerin teknik olarak sadece mide hacmini azaltdığı için uzun vadede kilo vermede istenilen sonuçlar elde edilememekte, ayrıca bu ameliyat teknikleri sonrası görülen komplikasyonların fazla olması bu iki tekniğin popülaritesini azaltmıştır” dedi.

Hastanemizin Obezite ve Metabolik Cerrahi Merkezindeki uygulamalar nelerdir?

Özel Sani Konukoğlu Hastanesi’nin yıllardır Gaziantep ve bölgeden gelen hastalarda başarılı operasyonlara imza attığını söyleyen Opr. Dr. Aksoy, sözlerini şöyle tamamladı:

“Hastanemiz bünyesinde kurduğumuz obezite ve metabolik cerrahi merkezimizde intra gastrik balon (mide balonu), sleeve gastrektomi (tüp mide) ve gastrik by-pass ameliyatlarını uygulamaktayız. Bu teknikler sayesinde zayıflattığımız ve sağlıklarına kavuşan hastalarımız şişmanlığın bir kader olmadığını görüyorlar.”