Sindirim Sistemi Hastalıklarında Beslenme

Gülen MAVİ

Beslenme ve Diyet Uzmanı

 

Sindirim sistemi hastalıklarında beslenme

Sindirim sistemi; alınan besinlerin sindirim kanalı boyunca ilerlemesini, sindirim salgıları ile büyük moleküllerin daha küçük bölümlere parçalanmasını, parçalanmış bölümlerle, su ile elektrolitlerin emilmesini ve emilenlerin kan dolaşımı tarafından toplanmasını sağlar.

Sindirimin besinin ağza alınmasıyla başladığını belirten Hastanemiz Beslenme ve Diyet Uzmanı Gülen Mavi, ağızda çiğnemeyle ufak parçalara ayrılan besinin tükürükle karışarak mideye geçtiğini kaydetti.

Gülen Mavi, besinin sindirilirken izlediği yolu, “Mide yutulan besinleri yarı sulu hale getirir, uygun hızda ince bağırsaklara verir, proteinleri peptonlara parçalar. İnce bağırsaklarda, kimus, safra ve pankreas salgıları ile besin öğelerine ayrılır ve emilir. Kalın bağırsaklarda ise kimustan su ve elektrolitler emilir, feçes atılana kadar depolanır” şeklinde özetledi.

 

1-AĞIZ VE BOĞAZ HASTALIKLARI

Ağız ve boğazda görülen bazı hastalıkların yol açtığı yemek yeme sorunları ve bu hastalıklara önerilen tedavi yöntemleri Tablo 1’de görülmektedir.

 

HASTALIK

YEMEK YEME SORUNU

TEDAVİ

Diş çürüğü

Yemek yerken ağrı, diş kaybına bağlı çiğneme güçlüğü

  • Diş tedavisi
  • Ağız temizliği
  • Diyet tedavisi:

-  Şeker ve şekerli besinler azaltılır

-  Ara öğünlerde karbonhidratlı besinler yenmez.

Diş eti bozuklukları

Ağrı, diş kaybı, kanama

  • · Diş tedavisi
  • · Diş eti tedavisi
  • · Diyet tedavisi:

-  Şeker ve şekerli besinler azaltılır

-  Sulu ve yumuşak besinler alınır

Tükürük bezi hastalıkları (iltihap, diş)

Ağrı

  • Cerrahi tedavi
  • İlaç tedavisi
  • Diyet tedavisi:

-     Sulu, az posalı besinler alınır

-     Yeterli ve dengeli beslenme önerilir.

Ağızda yara, ameliyat

Çiğneme, yutma problemleri

  • İlaç tedavisi
  • Diyet tedavisi:

-     Sulu, az posalı besinler alınır.

Ağız, larinks, farinks kanserleri

Ağrı, iştahsızlık, çiğneme, yutma güçlüğü

  • Enteral beslenme ağızdan
  • Sulu, yumuşak az posalı besinler alınır
  • Sigara, alkol, acı, baharat tüketilmez.
  • Enerji ve proteinden zengin diyet

Tablo 1: Ağız ve boğaz hastalıkları – tedavi yöntemleri

 

 

Ağız ve boğaz hastalıklarında genel olarak önerilen diyet ilkeleri

Ağız ve boğaz hastalıklarının tedavisinde öğün sayısı artırılarak azar azar ve sık sık beslenilmesi gerektiğini anlatan Mavi, şöyle dedi:

“Yumuşak, sulu veya tam sıvı diyet uygulanmalı. Çok sıcak ve soğuk, kuru, acılı ve tuzlu besinler, asitli, alkollü içecekler alınmamalı, sigara içilmemeli, yemek sonrası ağız bakımı yapılmalı (diş fırçalama, tuzlu veya karbonatlı suyla veya antiseptik sıvıyla ağzı çalkalama), enerji ve besin öğeleri yönünden yeterli ve dengeli beslenme uygulanmalı. Eğer hasta ağızdan yeterli beslenemezse besin desteğine geçilmelidir.”

 

2. YEMEK BORUSU (ÖZEFAGUS) HASTALIKLARI

Özefagus kanseri ve diyet

 

Bu hastalığın yutma zorluğu şeklinde başladığını, ağrılı olduğunu, hastanın yemek yemek istemediğini ve sürekli zayıfladığını vurgulayan Mavi, “Bu hastalıkta gizli kanama vardır. Bu nedenle hastaya sulu, yumuşak (az posalı) yiyecekler azar azar ve sık (6 öğün gibi) verilmelidir. Besinler iyice çiğnenmeli, her yemekten sonra bir miktar su alınmalıdır. Hastaya verilecek gıdalar küçük parçalara ayrılarak verilir” ifadelerini kullandı.

Hiatus Hernisi ve diyet

“Hiatus Hernisi; midenin üst kısmının, özafagusun hiatus kısmından göğüs boşluğuna çıkıntı yapması” olarak tanımlayan Mavi, diyet tedavisinde dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıraladı:

“Öğünlerde az, ancak sık gıda verilir. Yumuşak, uyarıcı olmayan besinleri içerir. Hastaya turşu, kahve, karbonatlı besinler, aşırı yağlı besinler, çikolata, asitli meyve suları, nane, acılı baharatlar, domates, domates suyu ve turunçgiller verilmemelidir. Günde altı öğün süt, tatlı, yoğurt, iyi pişmiş etli sebze yemekleri, sütlü tatlılar, yumurta verilebilir. Yemek yenildikten üç saat sonra yatılmalıdır.  Birey şişmansa diyaframdaki basıncın azaltılması için zayıflatılmalıdır. Karın üzerinde baskı yapan çamaşır ve kemer kullanılmamalıdır.”

Akalazya ve diyet 

 

Özafagusun düz kaslarındaki sinir ağının düzgün çalışmaması nedeni ile peristaltik hareketlerin kaybolması sonucu yiyeceklerin mideye inemediğini ve özafagusta toplandığını ifade eden Mavi, şu önerilerde bulundu:

“Hastaya ilaç ve cerrahi tedavinin yanı sıra diyet tedavisi uygulanır. Orta şiddette akalazyada yumuşak az posalı diyet verilir. Öğün sayısı artırılarak az az sık sık verilir. Besinler iyice çiğnenmeli, her yemekten sonra bir miktar su alınmalıdır. Şiddetli akalazyada ise özafagus dilate olduğu için ameliyat gerekebilir. Yüksek proteinli, bol enerjili, az posalı diyet önerilir. Enteral solüsyonlar ek verilebilir. Dehitratasyonun önlenmesi için bol miktarda sıvı alınmalıdır.”.

Refleks Özefajiti ve diyet

 

Bu hastalıkta yenilen besinlerin tekrar ağza geldiğini, şişmanlarda ve özellikle gece görüldüğünü bildiren Mavi, tedavi sürecinde ilk aşamada hastanın normal ağırlığa dönmesi için diyet verildiğini kaydetti.

Hastaya fazla hacim tutan yiyeceklerin verilmediğine işaret eden Mavi, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yalın karbonhidratlı yiyecekler, çay, kahve, çikolata, sirke, ketçap, asitli meyve suları kasılmaları arttırdığı için verilmez. Aşağı özafagus sfinkter basıncının azalmasını önlemek için diyetin protein içeriği arttırılır, yağ ve yağlı besinler, koyu kahve, çikolata, nane, soğan gibi besinlerin tüketimi azaltılır. Özafagus iritasyonunu azaltmak ve mide asidinin uyarılmasını önlemek için; acı baharatlar, karbonatlı içecekler, domates, turunçgiller, kahve, alkol, çok sıcak ve soğuk besinler tüketilmemelidir.

Mide gerilimini azaltmak için öğünler sık aralıklı (en az 2 saat) olmalı. Bir öğünde fazla yemek yenilmemeli ve yemek yerken, sıvı alımı azaltılmalı, sıvı öğün aralarında alınmalıdır. Şişmanlık sıklıkla özafjitle birlikte olan ve onu provake eden faktör olduğu için düşük enerjili diyet verilerek hasta zayıflatılmalıdır. Alkol ve asit içeren yiyeceklerin verilmemesi mide asit salgısının azaltılmasına yardımcı olmaktadır.”

 

3. MİDE HASTALIKLARI

 

Gastrit ve diyet

 

Gastritin mide mukozasının iltihaplanmasıyla ortaya çıktığını, akut ve kronik olmak üzere iki şekilde görüldüğünü anlatan Mavi, “Gastritin çeşitli nedenleri vardır. İlaçlar, aşırı alkol alımı, çok sıcak yemek, hızlı yemek gibi beslenme ve ruhsal durumun mide salgısındaki etkilerinden dolayı oluşabilir. Kilo kaybı gelişir. Bulantı, kusma ve ağrı vardır” dedi.

Gastritin diyet tedavisinin az posalı, uyarıcı olmayan, enerji ve diğer besin öğeleri yönünden (özellikle protein, a, c, e vitaminleri, demir) zengin olması gerektiğini kaydeden Mavi, şunları kaydetti:

“Yemekler az az, sık sık verilmelidir. Gıdalar çok sıcak ve çok soğuk olmamalıdır, yavaş yenilmeli ve iyi çiğnenmelidir. Mide salgısını uyarıcı besinler yenilmemelidir. Mide asiditesini kontrol altında tutan, süt gibi gıdalar tüketilmelidir. Yemeklere bütün yiyecekler çiğ konulmalı, kavrulmamalıdır. Çorbalara et suyu konulmamalıdır. Turşu, ketçap, hardal, çemen, zeytin, kuruyemişler, limon tuzu, kurutulmuş meyveler ve hazır meyve suları, çay, kahve, nescafe, sucuk, pastırma, kuru baklagiller yenilmemelidir.

Yapılan çalışmalarda; gastritlilerin mide sıvılarında askorbik asit düzeyinin düşük olduğu saptandı. Askorbik asit yetersizliğinde mukozadaki hücrelerin oksidasyonu sonucunda displazi oluştuğu ve giderek mide kanseri oluşumuna neden olduğu belirlenmiştir. Bu nedenle her öğün c vitamini içeren taze sebze ve meyve tüketilmesi veya 100-200 mg c vitamini alınması önerilmektedir.”

Peptik Ülser ve diyet

Peptik ülserin mide suyunun da etkisiyle mide ve onikiparmak bağırsağında yaralar oluşmasıyla ortaya çıktığına vurgu yapan Mavi, ruhsal dinlenme, alkol ve sigaranın yasaklanması, asidi tamponlayıcı, ağrıyı azaltıcı ilaçların kullanımı ve diyet tedavisi uygulanmasıyla gerekli önlemlerin alınabileceğini söyledi.

Mavi, diyet tedavisinde dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıraladı:

 

- Diyette yiyecekler üç öğünde alınmalıdır. Öğün sayısı azaltılır. Çünkü mide dinlendirilir.

- Gece sütü özellikle kaldırılır.

- Diyetteki protein, karbonhidrat ve yağ normal oranlarda olmalıdır.

- Vitaminler ve mineraller yeterli olmalıdır.

- Yemekler yavaş yenilip, iyi çiğnenmelidir.

- Yemekler çok sıcak veya çok soğuk olmamalıdır.

- Diyetin kalorisi, kişinin gereksinimi kadar olmalıdır.

- Koyu çay, kahve, kakao, boza, alkollü içecekler, meşrubatlar, maden suyu ve sodası alınmamalıdır.

- Yağda kızartmalar yenilmemelidir. Gıda, suda veya kuru ısıda pişmiş olmalıdır.

- Et suyu ve et sulu çorbalar, işkembe, paça yenilmemelidir.

- Çikolata, çikolatalı pastalar, susam yenilmemelidir.

- Acı, baharat, salamuralar, sirke, ketçap, hardal, sarımsak, çemen, zeytin, limon tuzu, kuru meyveler yenilmemelidir.

- Yoğurt, kuru baklagiller bulgur, buğday, irmik, tüm çeşni vericiler yenmemelidir.

- Diyetler düzenlenirken hastanın yemek alışkanlıkları, sosyo - ekonomik durumu dikkate alınır.

- Ağrı ve gaz yapan yiyecekler sorulur ve sakınması belirtilir. Hasta diyeti konusunda bilinçlendirilir.

 

Ülser Diyetleri 

Sippy Diyeti

Bu diyetin kanama, obstrüksiyon ve akut ülserde uygulandığını bildiren Mavi, “Diyet, 2 - 7 gün uygulanabilir. Saat başı hastaya bir küçük bardak süt verilir. Aralarda antiasit verilebilir. Son zamanlarda antiasit verilimi kaldırılmıştır. Bu diyet enerji, vitamin (multivitamin) ve demirden fakirdir” dedi.

2 Numaralı Ülser Diyeti

Bu diyetin 2 - 3 hafta uygulandığını ve kısıtlı bir diyet programı olduğunu anlatan Mavi, “Enerji, Fe ve C vitamini bakımından yetersizdir. Hasta iyileşmeye başlarken uygulanır. Çok az et verilebilir. Yemekler iyi pişirilip, iyi çiğnenmelidir. Süt ve sütlü tatlılar, bisküvi, ekmek (kızarmış) pirinç, makarna (sade, iyi pişmiş) patates püresi, patates, reçel, yağ, komposto (elma, kayısı, şeftali) ıhlamur, çorbalar, başlıca verilen yiyeceklerdir” diye konuştu.

3 Numaralı Ülser Diyeti

 

Bu diyette posası az, yumuşak ve uyarıcı olmayan yiyeceklerin verildiğini kaydeden Mavi, 2 Numaralı ülser diyetine ek olarak yoğurt, kabuğu soyulmuş meyveler, peynir, kabuğu soyulmuş domates, ızgara veya haşlanmış yağsız et, beyaz - kaşar peyniri ve yağda kızarmış olanlar hariç iyi pişmiş tüm sebzelerin verilebileceğini vurguladı.

4 Numaralı Ülser Diyeti

Bu diyette gaz yapılabileceği düşünülen yiyeceklerin (yoğurt, salata, kuru baklagiller vb.)  verilmediğine dikkati çeken Mavi, şu uyarıları yaptı:

“Diyet hastanın tüm gereksinimini karşılar. Sürekli uygulanır. Normal diyete yakındır. Hasta kendisinin tolere edemediği yiyecekleri saptayıp diyetinden çıkarmalıdır. Diyetler düzenlenirken hastanın yemek alışkanlıkları, sosyo - ekonomik durumu dikkate alınır. Ağrı ve gaz yapan yiyecekler sorulur. Hasta diyeti konusunda bilinçlendirilir.”

 

Damping Sendromu ve diyet 

Bu sendromun mide ameliyatından sonra görülen komplikasyonlara bağlı olarak ortaya çıktığını ifade eden Mavi, yiyeceklerin midede uzun süre kalamadığını ve hemen bağırsağa geçtiğini söyledi.

Bağırsak içeriğinin vücut sıvılarına göre yoğun olduğunu ve sindirim salgıları ile iyice karışmadığını anlatan Mavi, bu nedenle bağırsak içine su çekildiğini bildirdi.

Bu sendromda baş dönmesi, bulantı, kusma, sıcaklık hissi, terleme, halsizlik, hipoglisemi ve hipergliseminin görülebileceğine vurgu yapan Mavi, diyet tedavisiyle ilgili şunları söyledi:

“Yemekler az ve sık verilir (6 - 8 öğün). Diyette protein ve yağ arttırılmalı. Karbonhidratlar yalın olarak yenilmemeli. Ancak ekmek ve tahıl yani posalı karbonhidratlar alınmalı, çünkü faydalıdır. Yemeklerde sıvı alınmaz. En az 45 dakika sonra alınmalıdır. Çok soğuk yiyecekler yenilmemeli. Meyveler tek şekerler (monosakkarit) içerdiğinden sebzelere ağırlık verilmeli. Yemek öncesi ve sonrası hasta dinlenmelidir”.

 

4. BAĞIRSAK HASTALIKLARI 

Diare ve Diyet

Bu hastalığın dışkının sulu, şekilsiz ve sayısının normalden fazla olmasıyla kendini gösterdiğini belirten Mavi, diarenin akut ve kronik olarak iki ayrı şekilde olabileceğini ve nedenlerinin de değişik açıdan sınıflandırılabileceğini kaydetti.

Gülen Mavi, diarenin klinik ve patolojik olarak sınıflandırıldığında aşağıdaki şekillerde kendini gösterebileceğini söyledi:

- Sekratuvar tip (kolera, toksin oluşturan besin zehirlenmesi gibi),

- Enterik tip (ince bağırsakta sindirim işlevinin bozulması),

- Kolit tip (kalın bağırsakta olan, dizanteri gibi),

- Bağırsak motilitesinin bozulması, hızlanması (ruhsal tip),

- Sindirim işlevinin uzun süre bozulması (çöliak gibi).

 

Diarenin ortaya çıkış sebebinin bulunup diyet programının da ona göre belirlenmesi gerektiğine dikkat çeken Mavi, şöyle konuştu:

“Diyet ve ilaç tedavisi uygulanır. İlaç tedavisi nadiren ancak bağırsak hareketinin artması ile oluşan diarelerde ve 12-14 yaşından büyüklerde uygulanır. Ayrıca mikrobik ishallerde mikrobun kana karışması durumunda kullanılır. Hastanın su ve elektrolit kaybı karşılanır, yeterli enerji sağlanır.

Bağırsak peristaltizmini artıran posalı yiyecekler ve bağırsak hareketlerini hızlandırdığı için yağlar verilmez. Su ve tuz emilimini kolaylaştırılan sıvılar verilir. Su içine şeker konulduğunda sıvı ile birlikte tuz emilimi de artmaktadır. Su tutucu özelliği olan, pektin içeren, nişastalı yiyecekler verilebilir. Ancak bebeklerde ve çocuklarda kullanılmaması öğütlenir.”

Kabızlık (Konstipasyon) ve diyet

 

Dışkının aşırı derecede sert ve kuru olmasının ve dışkılama sayısının azalmasının kabızlık olarak tanımlandığını belirten Mavi, kabızlığın daha çok şişmanlarda görüldüğünü ifade etti.

Az posalı besin tüketiminin, az sıvı alımının, hareketsizliğin, aşırı laksatif kullanımının ve dışkılama alışkanlığının iyi olmamasının kabızlığın başlıca etkenleri olduğunu söyleyen Mavi, “Kabızlık baş ağrısı, sinirlilik, hazımsızlık, paslı dil, nefeste fena koku, karında gerginlik ve şişkinlik yapar” dedi.

Kabızlığın diyet programına değinen Mavi, “Hastaya her gün en az 1200 - 1500 ml sıvı, kepekli ekmek, tahıllar, kuru baklagiller, sebze ve meyveler önerilir. Fiziksel hareketi artırılır. Dışkılama alışkanlığı düzeltilir. Bol posalı yiyecekler verilir. Sabahları aç karnına kayısı veya erik marmeladı yedirilip, su içirilir” ifadelerini kullandı.

Spastik Kolon (İrritabıl Kolon) ve diyet

 

Bu hastalığın bağırsağın normal fonksiyonunun bozulması sonucu oluştuğunu ve kadınlarda daha çok görüldüğünü kaydeden Mavi, nedenlerini şöyle özetledi:

 

- Ruhsal sıkıntı ve sorunlar.

- Laksatif alışkanlığı.

- Besin alerjisi (her birey için değişik olabilir).

- Bu hastalıklarda konstipasyon veya diare, ağrı ve gaz olabilir. İlaç ve psikolojik tedavi yanı sıra diyeti ayarlanır.

- İshal ve kabız durumuna göre diyet önerilir.

- Alkol ve sigara, kızartmalar, baharatlar yasaklanır.

 

Ülseratif Kolit ve diyet

 

Kolon iltihaplanması olarak bilinen bu hastalıkta mukozada ülserler olduğuna ve daha çok sinirli, endişeli ve duygusal kişilerde görüldüğüne dikkat çeken Mavi, hastalığın belirtilerini şöyle sıraladı:

 

- Kanlı, müküslü, iltihaplı diyare.

- Kramp şeklinde karın ağrısı.

- Kilo kaybı, anemi, halsizlik.

- Dehidratasyon.

- Dışkı ile protein kaybı

 

Gülen Mavi, hastalıkta uygulanacak diyet tedavisi hakkında şunları söyledi:

“Hastaya yüksek enerji ve proteinli gıda verilmeli. Gıda az posalı olmalı. Laktoz intoleransı varsa süt ve türevleri verilmemeli. Yağlı yiyecekler, sigara, alkollü içecekler, koyu çay, kahve yasaklanmalı. Vitamin ve demir preparatları verilmeli.”

 

5. KARACİĞER HASTALIKLARI

Hepatit ve diyet

Hepatitin karaciğer hücresinin infeksiyonu ile ortaya çıktığını ve hastalıkta dinlenmenin yanı sıra, diyet tedavisi uygulandığını belirten Mavi, şu önerileri paylaştı:

 

Enerji: Doku tamiri ve ateş nedeni ile enerji ihtiyacı artar. Basit karbonhidratlar verilir.

Protein: Hücre onarımı için ek proteine ihtiyaç vardır. Hasta iştahsızdır. O nedenle kaliteli protein verilip, miktar azaltılmalıdır.

Karbonhidrat (CHO): Enerji ve depo glikojen için yeterli glikoz verilmelidir.

Yağ: Orta derecede yağ verilir.

Vitamin ve minareller: Besinde yeterli düzeyde olmalıdır.

 

Hastanın isteğine uygun olarak bulantı ve kusmayı önleyici yiyecekler verildiğini belirten Mavi, akut dönemde daha çok sulu yiyeceklerin ardından yavaş yavaş katı yiyeceklere geçildiğini kaydetti.

 

Karaciğer Yağlanması ve Siroz diyeti

Karaciğerdeki normal yağ içeriğinin artabileceğini anlatan Mavi, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sirozda karaciğerde nodül oluşumu ile birlikte fibrozis oluşabilir. Bu durumda hastanın beslenme durumu, alkol ve hepatit geçirmiş olması önemlidir. Kişi yeterli ve dengeli beslenmeli. Alkol karaciğer üzerinde toksik etki yapar (Yağ metabolizmasını da bozar). Hastalık ilerledikçe karaciğere gelen kan dolaşımı sistemi bozulur. Portal hipertansiyon oluşur. Periton boşluğuna sıvı birikir (ascites-asit sıvısı). Özefagus varisleri oluşur. Kanamalara yol açar.

Bu hastalıkla birlikte hastaya dinlenmesi, alkolü kesmesi ve uygun diyet önerilir. Kilosuna göre enerji ayarlanır. Fazla kiloları varsa düşük, zayıfsa yüksek kalori önerilir. Günlük enerjinin yüzde 55-60'ı karbonhidratlardan sağlanmalı. Karbonhidratlar yetersiz olursa vücut enerjisi için proteinler kullanılır. Bu da hücre onarımını olumsuz yönde etkiler.

Hastanın klinik ve laboratuvar bulgularına göre protein verilir. Normal olarak 80-100 gram protein önerilir. Ancak kan, amonyak seviyesi yükselmişse protein azaltılır. Kısa süreli tamamen proteinsiz diyet verilebilir. Yağda sınırlama yapılmaz. Orta derecede verilir. Yağda eriyen vitaminlerin emilimi bozulduğu için A, D, E, K vitaminleri verilir. Asidi olan hastaya tuz kısıtlanır. Sıvı alımı günde bir litreye indirilebilir. Eğer özefagus varisi varsa yumuşak diyetler önerilir.”

 

Hepatik Koma ve diyet

Gülen Mavi, ağır karaciğer hastalıklarında görülen Hepatik Koma durumunda uygulanması gereken diyet programı hakkında şunları söyledi:

“Hastanın şuuru kapalı ise damardan veya nazogastrik yoldan beslenir. Enerji kısıtlanamaz, protein belirli bir süre tamamen kısıtlanır. İyileşme oldukça 20 g, 40 g, 60 gramlık proteinli diyetler uygulanır. Protein daha çok süt ve türevlerinden sağlanmalıdır. Elektrolit dengesi düzgün olmalıdır. Kan potasyumu düşüktür. Genellikle potasyum verilir.

Su ve tuz kısıtlanır”.

 

Gülen Mavi, genel olarak karaciğer koruyucu diyet yasakları ile ilgili de şu bilgiyi verdi:

- Yağda kızartmalar ve kavurmalar,

- Kaymak, krema, çikolata, yağlı pasta, kek ve bunun gibi yiyecekler,

- Kuruyemişler (fındık, fıstık, ceviz),

- Alkollü içecekler,

- Tahin, tahin helvası,

- Salam, sosis, sucuk, pastırma,

- Aşırı tuzlu yiyecekler, turşu ve salamuralar,

- Aşırı baharatlı yiyecekler,

- Kuru baklagiller, gaz yapıcı yiyecekler (turp, lahana, sarımsak gibi) hastaya verilmez.

 

6. SAFRA KESESİ HASTALIKLARI VE PANKREATİT

Karaciğerde sentezlenen safranın safra kesesinde depolandığını anımsatan Mavi, “Yağ sindiriminin başlaması ile kolesistokinin hormonu sayesinde safra salgısı uyarılır ve salgılanmaya başlar, duedonuma boşalır” dedi.

 

Kolesistit ve diyet

Bu hastalığın safra kesesinin çeşitli nedenlerle iltihaplanmasıyla birlikte ortaya çıktığını, akut veya kronik olabileceğini belirten Mavi, “Genellikle şişman ve 40 yaş üstü bayanlarda görülür. Yemeklerden sonra bel ve omuza vuran ağrılar, ateş, taşikardi, gaz, bulantı, kusma, kabızlık en belirgin bulgularıdır” diye konuştu.

 

Gülen Mavi, bu hastalıkta aşağıdaki hususlara dikkat edilmesi gerektiğini söyledi:

- Hasta azar azar ve sık beslenir.

- Şişmansa düşük kalori verilir.

- Protein orta derecede verilir.

- Enerjinin çoğu karbonhidratlardan sağlanır.

- Yağlar azaltılır. Kolesterollü yiyecekler sınırlandırılır.

- Epitel doku harabiyeti olduğu için A ve C vitaminleri bol verilir.

- Kabızlık varsa bol posalı yiyecekler verilir.

- Bol sıvı önerilir.

- Gaz yapıcı yiyecekler, kızartmalar, alkol yasaklanır.

- Yumurta ve yumurtalı yiyecekler yasaklanır.

- Yağlı yemekler, soslar, pastalar, tahin, tahin helvası verilmez.

 

Pankreatit ve diyet

Pankreasın iltihaplanmasıyla ortaya çıkan bu hastalığın akut veya kronik olabileceğini kaydeden Mavi, “Genel olarak yeterli enerji, çok düşük yağlı, proteinden zengin, karbonhidrattan zengin diyet önerilir. Safra kesesi diyeti uygulanır” diyerek, sözlerini tamamladı.