Çocuklar İçin Sağlıklı Beslenme

Gökçe BAŞKÜLEKÇİ

Beslenme ve Diyet Uzmanı

 

Çocuklar için sağlıklı beslenme

Sağlıklı, yeterli ve dengeli beslenme her yaş döneminde olduğu gibi özellikle de çocuklar için çok önemlidir. Hızlı büyüme ve gelişme nedeni ile okul öncesi çocukların pek çok besin öğesine olan ihtiyacı hayatın diğer dönemlerine oranla daha fazladır ve bu dönemde kazanılacak beslenme alışkanlıkları yaşam boyu sürmektedir.

Toplumun çekirdeğini oluşturan ve sürekli bir büyüme gelişme süreci içinde olan çocukların beslenme yetersizliklerinden en çok etkilenen gruplardan biri olduğunu belirten Hastanemiz Beslenme ve Diyet Uzmanı Gökçe Başkülekçi, çocukluk döneminde edinilen yanlış beslenme alışkanlıklarının kalp, yüksek tansiyon ve şişmanlık gibi hastalıklar için temel risk faktörü oluşturduğunu söyledi.

 

BESİNLER VE BESİN ÖGELERİ

Doğumdan itibaren büyüme, gelişme, sağlıklı ve uzun bir yaşam için vücuda gerekli bütün maddelerin besinlerle alındığını anımsatan Başkülekçi, her gün, her mevsim tüketilen çok çeşitli besinler olduğunu ve bu besinlerin elde edildikleri kaynaklara göre iki gruba ayrıldığına vurgu yaptı.

 

Bunların, “Süt, yumurta, peynir, et, tavuk, balık gibi hayvansal kaynaklı besinler” ve “Sebzeler, meyveler, ekmek, mercimek, kuru fasulye, makarna, bul­gur gibi bitkisel kaynaklı besinler” olduğunu belirten Başkülekçi, şöyle devam etti:

 

“Bu besinlerin her birinin içinde vücudumuza farklı yararlar sağlayan maddeler bulunuyor ve bunlara besin öğesi deniliyor. Besin öğeleri; protein, karbonhidrat, yağ, vitaminler, mineraller ve sudur. Vücudumuzun bileşimi de bu besin öğelerinden oluşmaktadır. Organlarımızın düzenli olarak çalışabilmesi ve günlük işlerimizi sağlıklı sürdürebilmek için bu öğelerin her birinden her gün almamız gereklidir.”  

 

BESİN ÖĞELERİ

 

Proteinler

Proteinlerin büyüme ve gelişme vücut hücrelerinin sayısının artmasıyla gerçekleştiğini anlatan Başkülekçi, “Bu hücrelerin yapılabilmesi için protein gereklidir. Hücreler birleşerek dokularımızı ve organlarımızı oluşturur. Anne karnındaki bir bebeğin organları da bu sayede yapılanabilir. Vücudumuzu hastalıklara karşı ko­ruyan savunma sistemlerimiz için de proteinler gereklidir” dedi.

 

Yeterince protein alamazsak ne olur?

• Büyüme ve gelişmemiz yavaşlar

• Kolay hasta oluruz

• Hastalıklar daha uzun sürer

• Saç, deri, tırnak gibi dokularımızın sağlığı bozulur

• Organlarımızın çalışması aksar

• Büyüme ve gelişme için yeterli miktarda protein tüketilmelidir.

• Süt, yoğurt, et, yumurta gibi hayvansal kaynaklı proteinler,

daha kolaylıkla vücut proteinlerine dönüşebilirler.

• Hayvansal kaynaklı proteinlerin, gereğinden fazla tüketilmesi doğru değildir.

• Kurubaklagil ve tahıllar birlikte tüketilirse vücudumuza daha fazla yarar sağlar.

 

Karbonhidratlar

Vücudun çalışması ve günlük hareketlerimizi yapabilmek için gerekli olan enerjinin büyük çoğunluğunun karbonhidratlardan sağlandığını kaydeden Başkülekçi, şöyle konuştu:

 

“Bazı karbonhidratlar basit bir yapıdadır. Bunlar bize tatlı tadı veren karbonhidratlardır. Örneğin çay şekeri bu grupta yer alır. Şeker, saflaştırılmış bir maddedir. Günlük yaşamınızda fazla hareketli değilseniz ve spor yapmıyorsanız, şeker içeriği yüksek besinleri fazla miktarda tüketmeyiniz. Bu tür yiyecekleri fazla tüketmek şişmanlığa neden olur. Ayrıca, hızla kana karıştıkları için iştahınızı azaltarak vücudunuz için gerekli olan diğer besinleri yeterli mik­tarda yemenizi engeller. Bu nedenle böyle besinlerin özellikle yemek saa­tine yakın tüketilmesi sakıncalıdır.”

Şeker ve şekerli besinler diş sağlığını da olumsuz yönde etkiler. Diş çürümelerinin en büyük nedeni bu besinlerin fazla miktarda ve sık aralıklarla tüketilmesidir.

Şekerlemeler, şekerli içecekler, çikolata, gofret, tatlı bisküviler, baklava, kağıt helva, pamuk şekeri, diğer tatlı yiyecekler basit karbonhidratları fazla miktarda içerirler.

Tadı tatlı olmayan diğer karbonhidratların ise nişasta ve posa olduğunu, bunların da bitkisel kaynaklı besinlerin yapısında bulunduklarını belirten Başkülekçi, bu besin grubu hakkında şu bilgileri verdi:

 

“Nişasta buğday, pirinç gibi tahıllarda ve bunlardan hazırlanan yiyeceklerde daha fazla bulunur. Nişasta yapısındaki karbonhidratlar kana daha yavaş karıştıkları için kan şekerinin daha düzenli olmasını sağlarlar.

 

Posa ise nohut, kuru fasulye, mercimek gibi kuru baklagiller, kepeği ayrılmamış tahıllar, sebze ve meyvelerin yapısında daha fazla miktarda bulunmaktadır.

Posa, sindirim sisteminin sağlıklı çalışması için gereklidir. Ayrıca, posadan zengin besinlerin yeterli miktarda tüketilmesi pek çok hastalığa karşı koruyucu etki göstermektedir”.

Yeterli posa alabilmek için;

• Kabuklu yenebilen salatalık, elma, armut gibi sebze ve meyveleri iyice yıkadıktan sonra kabuklu olarak tüketiniz.

• Posadan zengin olan sebze, meyve ve kurubaklagil gibi besin­leri her gün tüketiniz.

 

Yağlar

Yağların en fazla enerji sağlayan besin öğesi olduğunu, bunların da sıvı ve katı yağlar olmak üzere iki gruba ayrıldıklarını ifade eden Başkülekçi, sözlerini şöyle sürdürdü:

 

Sıvı yağlar, zeytin, ay çekirdeği, mısır, fındık ve soya gibi bitkisel besin­lerden elde edilmektedir. Katı yağlar ise margarinler ve tereyağıdır. Ayrıca bütün hayvansal besinlerin içinde de katı yağlar bulunmaktadır. Özellikle yağlı kırmızı etler ve bunlardan yapılan sucuk, salam, sosis gibi besinlerin içinde fazla mik­tarda katı yağ bulunmaktadır. Katı yağların fazla miktarda tüketilmesi, kalp ve damar sağlığımız için sakıncalıdır. Bu nedenle yemekler pişirilirken katı yağ yerine az miktarda bitkisel sıvı yağların kullanılması daha sağlıklıdır. Yemekler pişirilirken içine konulan az miktardaki yağ ve besinlerin bileşiminde bulunan görmeden yediğimiz yağlar bizim için yeterlidir.”

 

Vitaminler

Vitaminlerin hastalıklardan korunabilmek ve vücudumuzun düzenli çalışabilmesi için gerekli olduğunu vurgulayan Başkülekçi, her besinin bileşiminde farklı vitaminler bulunduğunu anımsattı.

 

En çok vitamin sağlayan besinlerin taze sebze ve meyveler olduğunun altını çizen Başkülekçi, vitaminlerin yararlarını şöyle sıraladı:

 

“Özellikle bu besinlerden aldığımız A vitamini, daha iyi görmemizi sağlar, büyüme ve gelişme için çok gereklidir. C vitamini ise grip, nezle gibi hastalıklara karşı korur. Ayrıca diş etlerimizin daha sağlıklı olması için de C vitamini gereklidir. D vitamini besinlerimizde az miktarda bulunur. Güneş ışınlarından yeterince yararlanırsak, besinlerle vücudumuza aldığımız D vitamini, görevlerini daha iyi yapabilir. Süt, yoğurt, peynir gibi besinlerde bulunan kalsiyum, D vitamini yardımıyla kemiklerimizi güçlendirir. B grubu vitaminler, kan yapımı, kas ve sinir sisteminin çalışması için gereklidirler. Bu vitaminler, bütün besinlerde farklı miktarlarda bulunmaktadır.”

Yağ içeriği yüksek besinleri fazla miktarda yersek ne olur?

• Gereğinden fazla enerji aldığımız için şişmanlarız

• Vücudumuzda dolaşan kanın bileşimi bozulur

• Kalp ve damar sağlığımız olumsuz yönde etkilenir

• Özellikle katı yağlar kalp ve damarlarımız için daha zararlıdır

Günlük olarak tüketmemiz gereken besinleri yeterli miktarda tüketebilirsek, vücudumuz için gerekli bütün vitaminleri almış oluruz. 

Mineraller

Vücudumuzda en çok bulunan mineralin kalsiyum olduğunu, kemik ve diş sağlığı için gerekli kalsiyumun en çok süt ve sütten yapılan besinlerde bulunduğunu kaydeden Başkülekçi, günlük olarak süt, yoğurt ve peynirden yeterince tüketilemezse, kalsiyum ihtiyacının yeterince sağlanamayacağını bildirdi.

 

Vücudumuzda az miktarda bulunduğu halde çok önemli görevleri olan başka minerallerin de olduğuna dikkati çeken Başkülekçi, şu bilgileri paylaştı:

 

“Bunlardan birisi de demirdir. Demir en çok et, yumurta, kuru fasulye, nohut, mercimek, koyu yeşil yapraklı sebzeler gibi besinlerde bulunur. Bu besinlerde bulunan demirin, vücudumuzda daha iyi kullanılabilmesi için C vitamini gereklidir. Bu nedenle her öğünde sebze ve meyve grubundan bir besini mutlaka tüketmek için özen göstermeli­siniz.

Yemek sırasında çay, kahve, kola gibi içeceklerin ve çikolatalı yiyeceklerin tüketilmesi, vücudunuzun demirden yararlanmasını azaltır. Eğer çok isteniyorsa ara sıra bu tür yiyecek ve içecekler, yemekten 1-1.5 saat önce veya sonra, az miktarda tüketilebilir. Çay, limonlu ve açık içilirse bu olumsuz etkisi azalabilir.”

Kalsiyum yetersiz alınırsa ne olur? 

• Kemik ve dişlerimiz yeterince güçlü olmaz

• Kemiklerimizin uzaması yavaşladığı için

  boyumuz kısa kalır

• Kas ve sinir sisteminin çalışması aksar.

 

Demir yetersizliğinde ne olur?

• Vücudun kan yapımı bozulur, kansızlık gelişir

• Dokulara oksijen taşınması aksar

• Yorgunluk ve halsizlik gelişir

• Dikkat dağınıklığı nedeniyle öğrenme yavaşlar

• Hastalıklara yakalanma kolaylaşır

 

Su

Vücudumuzun düzenli çalışabilmesi için gerekli olan sıvının çoğunluğunu su ve diğer içeceklerden (yaklaşık 1 - 1.5 litre) sağladığımızı hatırlatan Başkülekçi, geriye kalan miktarı ise yiyeceklerimizin bileşiminde bulunan ve farkında olmadan aldığımız su ile karşıladığımızı belirtti.

 

Vücudumuza aldığımız suyun idrar, ter ve dışkıyla atıldığını anlatan Başkülekçi, “Aldığımız suyun bir miktarını da solunum yoluyla kaybederiz. Sıcak havalarda ve fazla fiziksel aktivite sırasında terleme nedeniyle su kaybımız artar. Ayrıca ishal sırasında dışkı ile daha fazla su atarız. Günlük olarak kaybettiğimiz miktarı karşılayacak kadar sıvı almadığımızda vücut hücrelerinin çalışması aksar” diyerek, yeterli su tüketiminin önemine değindi.

 

BESİN GRUPLARIMIZI TANIYALIM

 

Hangi besinden ne kadar yemek gerekir?

1. Grup: Et, tavuk, balık, yumurta ve kuru baklagiller
Et, tavuk veya balıktan 2-3 köfte kadar yemek gerektiğini kaydeden Başkülekçi,
yumurtanın 1 adet, kuru baklagilin ise haftada en az 2 defa 4’er yemek kaşığı tüketilmesi gerektiğini bildirdi.


Başkülekçi, bu besin grubunun iyi, kaliteli (vücutta doku yapımı için kullanılan) protein ve hayvansal yağ kaynağı olmakla birlikte, yapısında karbonhidrat bulundurmadığını,  demir, çinko ve B grubu vitaminleri bakımından zengin olduğunu söyledi.

2. Grup: Süt ve türevleri
Sütün 2 su bardağı, yoğurdun1 kâse ve peynirin de1 kibrit kutusu kadar tüketilmesi gerektiğini belirten Başkülekçi, bu gruptaki besinlerin (Süt, yoğurt, ayran) protein, kalsiyum ve B2 vitamini açısından zengin olduğunu ifade etti.

 

“Diğer besin grupları ile karşılaştırıldığında karbonhidrat, yağ ve proteini en dengeli içeren besin grubudur” diyen Başkülekçi, şöyle konuştu:

 

“Süt proteini insan organizmasında yüzde 80 civarında kullanılarak yeni dokuların yapımı, eskiyenlerin onarımı için gereklidir. İnsan beslenmesinde gerekli kalsiyumun süt ve süt ürünleri olmadan alınması mümkün değildir. Kalsiyum tüketimi ile kemik yoğunluğu arasında sıkı bir ilişki vardır. Kemik yoğunluğunun en üst noktaya ulaştığı 25-30 yaşlarına kadar tüketilen kalsiyum, kemik yoğunluğunun artmasına ve sonraki yaşlarda görülen osteoporozun erken görülme riskini azaltmaktadır.”

3. Grup: Sebze ve Meyve
Sebzeyle yapılmış 6 yemek kaşığı pişmiş yemek, 1 tabak iyi yıkanmış sebzelerden yapılmış salata ve 2-3 porsiyon meyve tüketilmesi gerektiğine dikkat çeken Başkülekçi, bu besin grubunun içerdiği vitaminler açısından sağladığı faydaları şöyle anlattı:

 

“Temel besin öğesi karbonhidrat olmakla birlikte bitkisel protein çok azdır. Yağ içermezler. Posa, ve A, C vitaminleri açısından zengindir. Sebze meyveler mineral bakımından da çok zengindirler (kalsiyum, bakır, iyot, demir, çinko, potasyum vb.) Mineraller sağlıklı yaşam için gereklidirler. Hücre korunması, sağlıklı diş, kemik ve cilt yapısı için önemlidir. Mineraller ayrıca kalp ritmi, kan basıncı, vücuttaki sıvı dengesi gibi daha birçok düzenleyici fonksiyonlarda rol oynar.”

4. Grup: Tahıllar (ekmek, pirinç, bulgur, makarna, un)
Bu grupta tüketilebilecek besinlerin 4 orta dilim ekmek, 6 yemek kaşığı pilav veya makarna, 1 dilim ya da 1 adet börek, kek veya poğaça olabileceğini belirten Başkülekçi, “Bu gruptaki besinler temel enerji kaynağıdır. Nişasta ve bitkisel protein içeren gruptur. Yapılarında yağ bulundurmazlar. Bazı türlerinde (Kurubaklagiller, bulgur vb. tahıllar) posa, B vitaminleri ve mineral oranları diğerlerinden yüksektir” dedi.

 

5. Grup: Yağ ve Tatlı

Bu besin grubunun yüksek enerji sağladığını kaydeden Başkülekçi, şu önerilerde bulundu:

 

“Kahvaltıda 1 tatlı kaşığı tereyağı kullanılabilir, yemekler çok aşırı yağlı olmamalıdır. Hamurlu ve şerbetli tatlılara ağırlık verilmemeli, gün aşırı sütlü tatlı verilmelidir. A, D, E ve K vitaminleri gibi vücudumuz için önemli olan vitaminleri taşıma görevi yaptıklarından dolayı sağlığımız için yenilmesi de çok önemlidir. Özellikle margarin tüketmemek gerekir. Bu yağlar kalp hastalıkları riskini 3 kat arttırır, LDL kol. artırır, HDL kol. azaltır, kanser riskini 5 kat arttırır, anne sütünün kalitesini düşürür, bağışıklık sistemini zayıflatır.”

6. Grup: Posalı yiyecekler
Lif ya da posa içeren besinlerin tüketiminin sağlıklı beslenmenin önemli öğelerinden biri olduğunu söyleyen Başkülekçi, düşük yağ, düşük kolestrol ve yüksek lif içeren besinlere dayalı beslenme alışkanlığı olanlarda ileri yaşlarda bazı kanser türleri ve kalp hastalıkları riskinin düşük olduğunu kaydetti.

 

Gereken lif miktarının günde 1-2 porsiyon sebze, 1-2 porsiyon meyve ve 5-6 dilim tam buğday unundan yapılmış ekmek ve haftada 1-2 porsiyon tüketilen kuru baklagil ile karşılanabileceğini bildiren Başkülekçi, şöyle dedi:

 

“Aşırı miktarda lifli besin tüketiminin başta kalsiyum olmak üzere çeşitli minerallerin emilimini etkileyebileceği unutulmamalıdır. Büyüme süreci önemli miktarda enerji ve yeni dokuların yapımı için daha fazla miktarda protein, mineralleri ve vitaminleri gerektirir. Tüm enerji ve besin öğelerinin yeterli ve dengeli karşılanabilmesi için 6-11 yaş grubu çocukların tüketmeleri gereken besinlerin iyi kaliteli ve yeterli miktarlarda olması önem taşır.”

 

ÖĞÜNLERİMİZ

Her gruptan günlük tüketilmesi gereken toplam besin miktarlarının 3 ana, 2 ara öğüne dağıtıldığı takdirde dengeli ve yeterli beslenmiş olunabileceğine vurgu yapan Başkülekçi, “Sabah kahvaltısı, öğlen ve akşam yemekleri ana öğünlerdir. Sabah ve öğle arasındaki ara öğün kuşluk adını alır. Öğle ve akşam yemeği arasındaki ara öğün ise ikindidir. Özellikle ana öğünleri atlamak yetersiz ve dengesiz beslenmenize neden olur” diye konuştu.

 

Kahvaltı çok önemli
“Yeni bir günün başlangıcında, bütün gece aç kalan vücudun, çalışma gücüne alışması için sabah kahvaltısının önemi büyüktür” diyen Başkülekçi, şunları kaydetti:

 

“Uzmanlara göre beynin performansı için en önemli öğün kahvaltı. Yapılan araştırmalarda kahvaltı etmeden okula giden çocukların, düzenli kahvaltı yapanlara göre daha zor öğrendikleri, derslere karşı ilgisiz kaldıkları ve başarı düzeyinin düşük olduğu ortaya çıkmıştır. Kahvaltı kesinlikle 1 bardak süt veya meyve suyu ile geçiştirilmemelidir. Hiçbir besleyici değerinin olmamasının yanı sıra yemeklerle birlikte tüketildiğinde demir emilimini engellediği için okul çocuğunun kahvaltısında çayın yeri yoktur.”

 

Ara öğünlerde hangi besinlerden seçebilirsiniz?

Okulda veya özellikle okuldan eve gelindiğinde, dinlenirken veya ders çalışırken açlık hissedildiğinde ara öğünlerde seçilecek besinlerin, alınan en­erji miktarını etkilediğini belirten Başkülekçi, tercih edilecek besinlerle ilgili şunları söyledi:

 

“Şeker ve yağ içeriği fazla olan yiyeceklerle gereksiz yere fazla enerji almış olursunuz. Ara öğünlerde meyve, ayran, süt, taze meyve suları, peynir-ekmek, küçük kek veya poğaça gibi yiyecek ve içeceklerle daha sağlıklı beslenmiş olursunuz. Tatlı yemek istediğiniz zamanlarda en iyi seçim, sütlaç veya muhallebi gibi sütlü tatlılardır.”

Abur cubura dikkat!
Bütün çocukların cips, kraker, çikolata ve şekerlemeleri çok sevdiğini ifade eden Başkülekçi, bunların çok tüketilmesinin çocuğa zarar verdiğini bildirdi.

 

Bu tip yiyeceklerin sıkça ve fazla tüketilmesinin iştahı kapattığı için çocuğun beslenmesini ve dolayısı ile sağlığını da kötü yönde etkilediğini kaydeden Başkülekçi, “Abur cubur yiyecekleri sık, zamansız ve fazla tüketen çocuklar genellikle kilo alamazlar ve vücutları dirençsiz kalır. Bu nedenle de sık hastalanırlar. Bu nedenle çocuğunuza, çikolata ve şekeri tamamen yasaklamadan haftada bir ya da iki kez ve aşırı miktarlara kaçmadan cips, çikolata ve şeker yemesine izin verin. Dondurma yararlı bir besin olduğu için bunu fazla kısıtlamayın ama aşırıya da kaçmayın” diyerek, anne ve babaları uyardı.

Sevimli sofra için
Sofra düzeninin olabildiğince sevimli olması gerektiğini dikkat çeken Başkülekçi, bunun için de şu önerilerde bulundu:

 

“Sofranız adeta bir oyun sahasını andırmalı. Mümkün olduğunca az tabak bulundurmanız hazırladığınız leziz ve sevimli tatlıların ön plana çıkmasını sağlayacaktır. Hazırladığınız çöreklerin sempatik estetiği sofra düzeni ile uyum içinde olmalı. Kullandığınız tabak ve bardakların renkli olmasına özen gösterin. Aksesuar seçimi yaparken çocukların hoşlandığı parlak renkleri tercih etmenizde yarar var. Sofra kurarken onu da teşvik edin, birlikte hazırlamaktan keyif alacaktır.
Bir besinin ya da besin grubunun belli bir süre reddedilmesi, büyümek için temel olan bazı besin öğelerinin eksikliğine neden olabilir. Bu nedenle reddedile besin zaman zaman farklı şekillerde tekrar sunulmalıdır.”

Fast-food beslenme kalpten götürüyor!

Daha çok hazır yiyecek satışı yapılan yerlerde uygulanan yüksek ısıda pişirme tekniğinin doğal yağların içeriğinde kimyasal değişiklikler yarattığının altını çizen Başkülekçi, bu besinlerin başta kalp ve damar hastalıkları olmak üzere çeşitli sağlık sorunlarına davetiye çıkardığını belirtti.  


“Uzmanlar 'fast-food' olarak adlandırılan beslenme alışkanlığının gençler arasında yaygınlaştığı ve kalp krizi geçirme yaşının da giderek düştüğünü vurguluyor” diyen Başkülekçi, uyarılarını şöyle sıraladı:

 

“Kalp krizinin 40 yaşın üzerinde yaygın görüldüğü inanışı ifade edilse de, son yıllarda Türkiye genelindeki istatistikler gözden geçirildiğinde kalp krizinin 20'li yaşlara kadar indiği görülüyor. Son olarak Konya'da, 17 yaşındaki lise öğrencisi ile bir süre önce Kars’ta yine aynı yaşlardaki bir genç kızımızın kalp krizinden yaşamını yitirmesi konunun ne ölçüde önemli olduğunun göstergedir.

Çocuğun yemek alışkanlığı ve besin seçiminde tat zevkindeki öncelikleri göz ardı edilmemeli. Uzun süreli sağlıklı olmak kavramı çocuklar için önem taşımaz. Çocukların tercih ettikleri hamburger, patates kızartması gibi besinler çok sık olmamak kaydıyla diğer besinlerle dengelenerek verilebilir. Büyümenin yeterliliği çocuklarda yaşına ve cinsiyetine göre olması gereken vücut ağırlığı ve boy uzunluğunun saptanması ile anlaşılır.”

Başkülekçi, çocuklarda doğru beslenme kuralları uygulandığı takdirde gelişimlerini gösteren iki ölçü bulunduğunu vurgulayarak bunları şöyle anlattı:

“Uyku düzeni de çok önemlidir. En az 10 saat uyku şarttır. Uyku sırasında hormon düzenimiz dengeleniyor (büyüme hormonu hızla artıyor, stres hormonları azalıyor), sindirim sistemi hızla çalışıyor, bağışıklık sistemi kendi için yoğun bir faaliyete geçiyor ve vücudumuzu kaplayan cildimiz yoğun bir çalışma içine giriyor (cildi yenileyen melatonin hormonu karanlıkta artış gösterip çalışmaya başlıyor).”

 

ENERJİ DENGESİ NEDİR?

Gün boyu tüketilen yiyecek ve içeceklerin enerji sağladığına dikkat çeken Başkülekçi, bu enerjinin tam olarak harcanamaması durumunun şişmanlığa, alınan enerjinin harcanandan az olmasının ise zayıflığa sebep olduğunu kaydetti.

 

“Hem zayıflık hem de şişmanlık sağlıklı değildir” diyen Başkülekçi, “Aldığımız enerji en çok yürümek, oturmak, spor gibi yaptığımız bütün hareketler için harcanır. Ayrıca beyin, kalp, böbrek gibi organların çalışması, büyüme-gelişme ve yıpranan dokuların onarımı için de enerji gereklidir. Normal vücut ağırlığını koruyabilmenin yolu yeterli dengeli beslenmek ve spor yapmak veya hareketli yaşamaktır. Hareketli yaşam ve spor yap­mak aynı zamanda kalp-damar ve kemik sağlığı için de önemlidir” dedi.

 

Günlük yaşamda olabildiğince hareketli olmaya özen gösterilmesi gerektiğine dikkat çeken Başkülekçi, sözlerini şöyle tamamladı:

 

“Okulda, okul dışında veya evinizde bunu sağlayabilmek için, bilgisayar oyunları ile zaman geçirmek veya televizyon seyretmek yerine;

• Yüzme, basketbol, tenis gibi sevdiğiniz bir spor dalında çalışabilirsiniz,

• Arkadaşlarınızla bahçe-park gibi güvenli alanlarda hareketli oyunlar oynayabilir, koşabilir veya bisiklete binebilirsiniz,

• Ailenizle birlikte yürüyüşlere çıkabilirsiniz,

• Yürünebilecek mesafeleri, arabaya binmek yerine yürüyerek gidebilirsiniz,

• Asansöre binmek yerine merdiven inip çıkabilirsiniz,

• Anne ve babanızın yaptığı ev ve bahçe işlerine yardımcı olabilirsiniz,

• Özellikle okuldaki beden derslerini kaçırmamaya özen gösterebilirsiniz.”